menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bireyden Topluma Üç Hal

232 0
12.10.2026

1. El OlmakAnadolu’da yüzyıllardır kullanılan “el olmak” diye bir söz vardır. Birinin yalnızca uzaklaşmasını anlatmaz. El olan kişi hala hayattadır; bir yerlerde yaşamaya devam eder. Fakat artık eskiden ait olduğu yerde değildir. Sevilen el olur, gurbet el diye anılır. Türkülerdeki sızı da buradan gelir.“Nazlı yarim sanki bana el oldu.”“El”i ağırlaştıran mesafe değil, aidiyetin kaybedilmesidir. Ölümde kaybedilen kişi ortadan çekilir; kimin ardından yas tutulduğu bellidir. El olmakta ise kişi kalır, kaybolan onun o yere ait oluşudur.El olmak, Anadolu’da bir insanın bir başkası için kullandığı sözdür. Peki insan bir başkasına değil de kendisine el olmuşsa? Giden de kalan da aynı kişiyse? Kaybolan artık kişi değil, onun kendi hayatındaki yeridir. Aynı isim çağrılır, aynı beden yaşar. Dışarıdan bakıldığında hayat yerindedir; fakat benlik artık o hayata ait değildir.Kendine el olmak: Benliğin cenazesiz kayıp hali.Kendine el olunca “Ben kimim?” sorusunun cevabı da değişir. Anne, baba, eş, çalışan, evlat, güçlü olan, fedakar olan, herkesi toparlayan...Bunların hiçbiri sahte değil. İnsan zaten ilişkiler içinde yaşar; roller, kimliğin dış dünyayla kurduğu gerçek bağlardır. Sorun, kişinin kendisine yalnızca bu roller üzerinden ulaşmaya başlamasıdır. Hepsi çekildiğinde geriye kalan kişi kayıpsa, insan artık kim olduğunu değil, başkalarının hayatında ne işe yaradığını anlatmaya başlar.Bu dönüşümün bütün sorumluluğunu dış dünyaya yüklemek de gerçeği eksik bırakır. İnsan yalnızca maruz kalmaz; yaptığı uyumlarla bu yapının sürmesine kendisi de katılır. Sevilmek için susarsın, ait kalmak için geri çekilirsin, çatışmanın bedelini ödememek için bir isteğinden vazgeçersin. Vazgeçilmez olmak güven verir, fedakarlık takdir getirir, güçlü olmak kırılganlığın görünmesini önler.Her vazgeçişin bir karşılığı vardır. İnsan herkese ait kalabilmek için........

© Ortadoğu