menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enflasyon düzeltmesinin ağır bilançosu: Vergi değil servet yükü

25 22
03.01.2026

Ülkemizdeki enflasyon düzeltmesi uygulaması, hukuki, mali metinlerle reel ekonomi arasındaki hassas dengenin uygulama sınırlarını bulanıklaştıran, mali tabloları bozan, iş dünyasına muhasebe tekniği ile haksız vergiler yükleyerek yıpratan, mali idareye orantısız iş yükleyen, meslek camiasını ise acı, hüzün ve kedere gark ederek kimyasını bozan bir müdahaleye dönüştü. 7571 Sayılı Kanunla 2025 hesap dönemi ve devamındaki yıllar için enflasyon düzeltmesinin, koşulları oluşsa da oluşmasa da kayıtsız şartsız askıya alınması bu nedenle bir sürpriz değil gecikmiş bir geri adımdır.

ULUSLARARASI ŞİRKETLERİN STANDARDI ULUSAL VERGİ KURALINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

Enflasyon düzeltmesinin teorik dayanağı Uluslararası Muhasebe Standardı 29’dur. Bu standart, yüksek enflasyon ortamında mali tabloları karşılaştırılabilir hale getirmek amacını taşır. Uluslararası sermaye farklı ülkelerdeki iştirak, bağlı ortaklık, satın alma, özelleştirme, kredi, ticaret ve yatırım kararlarını sağlıklı biçimde verebilmek için mali tabloların anlaşılır, karşılaştırılabilir ve güvenilir olmasına ihtiyaç duyar. Ancak bu standart hiçbir zaman vergileme aracı olarak tasarlanmamıştır. Türkiye’de ise hayal gücü zorlanmış; muhasebe tekniği, vergi matrahı üretme aracına dönüştürülmüş, gelir ve kurumlar vergisi fiilen servet vergisine evrilmiştir. Üstelik bu dönüşüm, sermayesi güçlü olanları değil, borçla ayakta durmaya çalışan işletmeleri hedef almıştır.

2004 DENEYİMİ GÖRMEZDEN GELİNDİ

2004 uygulaması bunu açık biçimde ortaya koymuştu. Ne var ki enflasyonun aşındırdığı değerler arasında, hafıza genellikle ilk sıralarda yer almaktadır. O dönemde enflasyon düzeltmesinin vergiyle ilişkilendirilmemesi ve isteğe bağlı kılınması gerektiği yönündeki görüşler, meslek camiasında........

© OdaTV