Soner Yalçın'ın bana önerdiği kitap... Batı karşısında Asya...
Sen oradan kıracaksın zinciri, ben buradan… Hamaney’in öldürülmesi ve son savaş aklıma 70’li yıllardan bir anımı getirdi. Bu ölüm İran için neyi ifade ediyor? Hamaney ölümü bilerek, isteyerek tercih etmiş görünüyor. Bu ne anlama geliyor? Batılılar için ölüm nedir? Doğulular için ölüm nedir? Daryuş Şayegan’ın “Batı Karşısında Asya” kitabından yola çıkarak olguya genişçe bir bakalım. Oradan da dünyaya soykırım, katliam ve ırkçılıktan başka bir şey vermemiş Batı uygarlığını temelden bir sorgulayalım.
1979 yılının bir gecesiydi. Unkapanı civarında yazılamadaydık. Bir baktık, geniş bir duvarda dev bir resim ve altında kocaman harflerle “Sen oradan kıracaksın zinciri, ben buradan” sloganı. Boya henüz ıslaktı, belli ki dinciler az önce bu yazılamayı yapmıştı. İran devrimini selamlıyorlardı. Sağcıların yazılarını boyayla kapatırdık hemen. Fakat resim çok güzeldi, slogan çok güzel. Açıktır ki figür bununla ilgili komünist figüre çok benziyordu, slogan da öyle… Hayranlıkla epeyce baktık sanat eserine ve bu burada kalsın dedik.
O dönem bizim sol, İran İslam Devrimine sempati duyuyordu. İranlı sol gruplar da başta Halkın Mücahitleri ve TUDEH olmak üzere Humeyni’yi destekliyordu. Ancak devrimin hemen ardından mollalar aşırı tutucu ve köktenci bir tavır aldılar. Halkın Mücahitleri başlangıçta yönetimden pay almak için uğraştılar. Fakat Mollalar, değil onları yönetimde görevlendirmek, propagandalarını bile yasakladılar. Sol için ağır baskı koşulları yeniden başlamıştı.
Halkın Mücahitleri’nin ve başka sol grupların pek çok unsuru tutuklandı, işkence görmeye başladı. Halkın Mücahitleri silahlı direnişe geçti. Pek çok molla lideri suikastlarla öldürdü. Bunların içinde İran cumhurbaşkanı ve başbakanı da vardı. Sonunda mollalar tüm solu imha etti. Kaçabilenler yurt dışına kaçtı. Mollalar hiçbir zaman aşırı dar görüşlü dikta anlayışından vazgeçmedi. Dünya halklarına hiçbir zaman cana yakın bir model sunmadı. Emperyalizm karşısındaki cesaretli tavırlarından ötürü sempatimiz belki artarak devam ediyor, ancak onu sempatik bulmak için kendimizi çok zorluyoruz. Ne var ki dünyada sol, sisteme karşı o içten ve coşku veren ruhunu tümüyle kaybettiği, sistemin bir parçası haline geldiği için böyle şeylere muhtaç duruma düştük.
İşte o suikastlardan biri de 1981’de Humeyni’nin sağ kolu ve cumhurbaşkanı olan Ali Hamaney’e yapıldı. Hamaney ağır yaralandı, iyileştikten sonra sağ kolunu kullanamaz hale geldi. Rejime göre onun da faili Halkın Mücahitleriydi. Ancak o iş biraz karışıktır. Rejim içinde de çeşitli gruplar birbirlerine suikast düzenleyip öldürüyordu. Belki bu da onlardan biriydi.
İran’ın ciddi bir istihbarat zaafı var oldu olası. Liderlerini de hiçbir zaman koruyamadılar. Hamaney ile birlikte çok sayıda üst düzey liderin öldürülmesi İran için hem kayıp, hem zayıflık belirtisi.
Ancak tekil olarak Hamaney’e gelirsek. Bu ölümü anlaşılan o ki, bilerek, isteyerek seçmiş. İranlı kaynaklar onun olağan çalışma ofisinde öldüğünü belirtiyor. Sığınağa inmeyi reddetmiş. Bazı batılı kaynaklar ise onun bu ofisin sığınağında öldürüldüğünü iddia ediyor. Bu propaganda savaşının bir parçası elbette. İlk ihtimal daha güçlü görünse de öteki ihtimal doğru çıksa bile bu bir şeyi gösteriyor: Hamaney çok daha güvenlikli uzak sığınaklardan........
