menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasetin kayıp şıklığı

144 0
27.09.2026

Çocuklar, “Erdoğan’ın Özel Hayatı” kitabını okuyanlar bilir; Cumhurbaşkanının giyim kuşamına epey yer ayırdım.

Kravatından gömleğine, ayakkabısından çorabına, mendilinden kol düğmesine kadar… Hatta güneş gözlüğünü, paltosunu, kaşkolunu, smokin-papyon tercihini bile ayrı ayrı inceledim...

Mesela Erdoğan’ın gömleklerinde beyazın belirgin ağırlığını, açık maviyi ikinci tercih olarak kullandığını; desenli ve dikkat çekici modellerden büyük ölçüde uzak durduğunu yazdım. Yazın daha ince pamuklu kumaşlara yönelse de klasik yakadan ve alıştığı renklerden kolay kolay vazgeçmiyor. Yani modanın peşinden koşmaktan çok, yıllar içinde oluşturduğu bir siyasi giyim düzenini koruyor.

Fakat çocuklar… Bu bölümleri yazarken aklımın bir köşesinde hep iki isim vardı: Atatürk ve Adnan Menderes.

Eski fotoğraflara bakınız…

Atatürk’ün spor kıyafeti başka, akşam daveti başka, Meclis kıyafeti başka. Şapkası, bastonu, mendili, ayakkabısı; hepsinde bir bütünlük var.

Adnan Menderes’e bakınız… Takım elbisesinin kesiminden gömlek yakasına, pantolonundan saçına kadar kendine ait bir çizgi görüyorsunuz.

Sonra Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki liderlerin fotoğraflarını yan yana dizin.

Elbette Demirel’in fötrü var…

Ecevit’in mavi gömleği var…

Özal’ın kendine özgü rahatlığı var…

Ama bunlar siyasi sembol.

Ben başka bir konudan söz ediyorum: Şıklık. Zevk. Kıyafeti kendine ait hale getirmek.

Çocuklar kafama takılan soru bu oldu: Türkiye’de Atatürk ve Menderes’ten sonra neden kıyafetiyle hatırlanan, kendine özgü erkek şıklığı yaratan siyasi lider pek çıkmadı?

Yoksa mesele liderlerde değil de Türkiye’nin değişen siyaset kültüründe mi?

Biraz terzilere, biraz sınıflara, biraz erkeklik anlayışına, biraz da siyasetin “halktan görünme” mecburiyetine bakınca cevap ilginçleşiyor çocuklar…

ŞIKLIK NEDEN........

© OdaTV