Rothko ve Nicole Kidman nerede buluştu: CIA bu işin neresinde
Mayıs 2026’da New York sanat piyasasında adeta bir ‘Rothko momenti’ yaşanıyor. Christie’s ve Sotheby’s müzayedelerinde art arda satışa çıkan Mark Rothko tabloları küresel elit kültürün de merkezine yerleşmiş durumda.
Agnes Gund koleksiyonundan çıkan 1964 tarihli No. 15 "Two Greens and Red Stripe” adlı eser 98,4 milyon dolara satılarak sanatçının yeni açık artırma rekorunu kırdı. Hemen birkaç gün önce Sotheby’s’te satılan “Brown and Blacks in Reds” ise 85,7 milyon dolara alıcı buldu ve Rothko’nun şimdiye kadar satılan en pahalı ikinci işi oldu.
Jackson Pollock’un “Number 7A, 1948” adlı tablosunun 181 milyon dolara ulaşması da dikkat çekti.
İlk bakışta soyut dışavurumculuk yükselişte gibi görünüyor…
Ancak bu hikayeyi anlamak için biraz geriye gitmek gerek.
Mark Rothko, 1903 yılında bugünkü Letonya sınırları içinde Yahudi bir ailede Marcus Rothkowitz adıyla doğdu. Çocuk yaşta ailesiyle birlikte antisemitizm ve Rus İmparatorluğu baskısından kaçarak ABD’ye göç etti. Hayatı boyunca aidiyet problemi yaşayan, içine kapanık ve depresif bir karakter olarak anlatıldı. Uzun yıllar yoksulluk çekti, sanat çevrelerinde tutunmaya çalıştı.
İlk dönem eserleri bugün bildiğimiz Rothko’dan oldukça farklıydı. Metroda oturan insanlar, şehir manzaraları, figüratif kompozisyonlar yapıyordu. Ancak II. Dünya Savaşı sonrası sanat anlayışını tamamen değiştirdi. Auschwitz etkisiyle dünyanın yaşadığı travmanın artık klasik figüratif resimle anlatılamayacağını düşünmeye başladı: insan bedenini ve hikayeyi tuvalden çıkardı. Geriye yalnızca renkler, boşluk ve duygu yoğunluğu kaldı.
Böylece Rothko, Jackson Pollock, Willem de Kooning ve Barnett Newman gibi isimlerle birlikte soyut........
