menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Yiğidim Aslanım' kimin için yazıldı

141 0
14.09.2026

Zülfü Livaneli, ‘Yiğidim Aslanım’ın artık mitinglerde çalınmasını istemediğini söyledi. Gündem sosyal medyada başladı ve bir gün içinde alevlendi.

Özellikle 19 Mart 2025 sonrasında düzenlenen mitinglerde, Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu nedeniyle telefon ışıkları eşliğinde çalınan şarkının meydanların enerjisini düşürdüğü yönündeki eleştiriye Livaneli de katıldı.

Tartışma kısa sürede, Livaneli’nin eserini YENİ Parti’ye yasakladığı iddiasına dönüştü. Livaneli bunun üzerine “Şarkımı yasaklamadım, öneride bulundum” dedi, Özgür Özel’e ‘Ey Özgürlük’ ve ‘Merhaba’yı önerdiğini anlattı.

Ona göre ‘Yiğidim Aslanım’ bir ağıttı. Meydanların ise artık insanları hüzne çağıran bir eserden çok, coşkuyu ve mücadele duygusunu büyütecek şarkılara ihtiyacı vardı.

Livaneli’nin ağıt olarak tanımladığı ‘Yiğidim Aslanım’ın hikâyesi 76 yıl öncesine uzanıyor.

Nâzım Hikmet 1938’den beri cezaevindeydi. Hakkında verilen 28 yıl 4 aylık mahkûmiyet kararının yaklaşık 12 yılını geride bırakmıştı.

Tahliye edilmesi için Türkiye’de ve yurtdışında yürütülen girişimler sonuç vermeyince 8 Nisan 1950’de Bursa Cezaevi’nde açlık grevine başladı. Sağlığının ağırlaşması üzerine greve ara verdi, ardından 1 Mayıs’ta yeniden başladı. Annesi Celile Hanım Galata Köprüsü’nde imza topladı; Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rifat açlık grevine katıldı. Türkiye’den ve dünyadan aydınlar Nâzım’ın serbest bırakılması için harekete geçti.

Yakın dostlarından ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu ona şiirle seslendi.

‘Zindanı Taştan Oyarlar’ böyle doğdu.

Elli üç dizeden oluşan uzun metin, Nâzım Hikmet’in cezaevindeki koşullarını, açlık grevini ve kendisine yöneltilen suçlamaları anlatıyordu. Bedri Rahmi, Nâzım’ın tutulduğu yeri ilk dizede “Bursa’nın ufak tefek yolları” olarak belirtmişti.

“Yiğidim aslanım burada yatıyor” dizesi de bu uzun şiirin içinde yer alıyordu.

ŞİİRİN İÇİNDEKİ ESKİ TÜRKÜ

‘Zindanı Taştan Oyarlar’ın altında Anadolu’da ‘Kazım’ın Türküsü’ ya da ‘Mezar Arası’ adıyla bilinen eski bir halk türküsünün izleri bulunuyor.

Türkü, kamayla öldürülen Kazım adlı bir delikanlıya yakılmıştı. “Ne zaman bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım” diyen Bedri Rahmi ‘Türküler Dolusu’ şiirinde de Kazım’ın türküsünü ayrıca anmıştı.

Eski türküde Kazım’ın yerde yatışını anlatan sözler, Bedri Rahmi’nin kaleminden cezaevindeki Nâzım’a taşındı. “Mezar arasında harman olur mu” dizesini korudu; “Kama yarasına derman olur mu” yerine “On üç yıl hapiste derman kalır mı” diye yazdı.

Bir Anadolu delikanlısı için yakılan ağıdın sesi, 1950’de Bursa Cezaevi’ndeki Nâzım Hikmet’e ulaşmıştı.

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiirinin şarkıya dönüşmesi yaklaşık 30 yıl sonra, Türkiye dışında gerçekleşti.

Zülfü Livaneli’nin sürgün yılları… Paris’te bulunduğu dönemde bir yandan Yılmaz Güney ve Şerif Gören’in........

© OdaTV