Ölüm Bir Şaire Dar Gelir
Bu dünyadan gösterişsiz duruşuyla derin izler bırakan bir sanatçı daha geçti…
Kimi insanlar yeryüzünde az yer kaplar. Bir sandalye, eski bir ceket, duvara düşen ince bir gölge kadar… Ama çekilip gittiklerinde dünya genişlemez; sessizce daralır ve bir parçasını yitirir. Ahmet Telli de öyleydi.
İnceydi. Sanki dünyanın bütün kabalığına gövdesiyle karşı duruyordu. Gürültünün ortasında sesini yükseltmeden duyulmanın, yumruğunu masaya vurmadan sarsmanın yolunu dizelerde bulmuştu. Onun şiiri, yalnızca elleri cebinde dolaşan bir güzellik değil, sessizliğin içinden yükselen bir dirençti.
Gülün kokusunu da bilirdi, dikenin hangi elİ kanattığını da. Bir dizesi sevdiğinin saçlarına dokunurken, öteki karanlığın yakasına yapışırdı. Aşkı hayatın dışına çıkarıp cam bir fanusa koymadı. Çünkü sokakta cop varsa sevgilinin yüzüne de gölgesi düşer. Bir çocuk korkuyla uyanıyorsa gökyüzünün mavisi de eksilir. Özgürlüğün yaralı olduğu bir ülkede aşk rahat uyuyamaz.
Bu yüzden onun hüznü bile kendi içine kapanmadı. Sokağa çıktı, yaşamın........
