Epstein Dosyaları Açılırken: Güç, Ahlak Ve Sessizlik Rejimi
Dosyalar açıldıkça yalnızca isimler dökülmüyor. Bir rejimin ahlâkı, bir sınıfın hakikatle kurduğu ilişki, bir düzenin kendine dair anlattığı masallar da dökülüyor. Epstein dosyaları tam olarak bunu yapıyor: Uzun süredir cilalanan, parlatılan, “medeniyet” ambalajıyla sunulan burjuva ahlakının içini açıyor ve geriye kalan çürümeyi gözler önüne seriyor.
Yıllardır kadın hakları, çocuk hakları, insan onuru, bireysel özgürlük gibi kavramlar, Batı merkezli liberal söylemin en yüksek sesle tekrar edilen mottolarıydı. Parlamentolarda, zirvelerde, uluslararası sözleşmelerde, STK raporlarında bu kavramlar kutsal birer ilke gibi dolaşıma sokuldu. Ancak şimdi, özel jetlerin, kapalı adaların, dokunulmaz soyadlarının ve sus paylarının içinden başka bir tablo çıkıyor. O tabloda kadın bir özne değil; satın alınabilir, devredilebilir, susturulabilir bir “şey”. Çocuk ise korunması gereken bir varlık değil; güç sahiplerinin karanlık arzularına tahsis edilmiş en savunmasız beden.
Burjuva ahlakı tam da burada kendini ele veriyor. Çünkü bu ahlak, evrensel değerler üzerine değil, mülkiyet ilişkileri üzerine kuruludur. Haklar, herkes için geçerli ilkeler değildir; sınıfsal konuma göre genişleyen ya da daralan ayrıcalıklardır. Yoksul birinin suçu, sistem için mutlak suçtur; zengin birinin suçu ise “istisna”, “sapma” ya da “kişisel zayıflık” olarak kodlanır. Epstein vakasında........
