menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bila’nın “Tarafsızlığı”: Demokrasi Krizini İki Taraf Arasındaki Anlaşmazlığa İndirgemek

12 0
19.06.2026

Bazı yazılar vardır; ilk bakışta sakin görünürler. Seslerini yükseltmez, keskin hükümler kurmaz, taraflardan birinin yanında açıkça konumlanmazlar. Bu nedenle okurda çoğu zaman ölçülü ve dengeli bir değerlendirmeyle karşı karşıya olduğu duygusunu uyandırırlar. Fakat siyaset yalnızca söylenenlerden değil, söylenmeyenlerden de oluşur. Bir metnin görünürdeki tarafsızlığı kadar, hangi soruları sormadığı ve hangi meseleleri görünmez bıraktığı da önemlidir. Çünkü kimi zaman bir yazının asıl tercihi, kurduğu cümlelerde değil, kurmaktan kaçındığı cümlelerde saklıdır.

Fikret Bila’nın CHP’deki kurultay krizine ilişkin kaleme aldığı yazıyı okurken aklımdan geçen ilk düşünce buydu. Yazı ilk anda taraflar arasında eşit mesafede duran bir değerlendirme izlenimi yaratıyor. Özgür Özel çevresinin yaklaşımı ile Kemal Kılıçdaroğlu çevresinin talepleri yan yana getiriliyor; iki farklı pozisyon aktarılıyor ve okur sanki iki siyasi grubun kendi içlerindeki anlaşmazlığına tanıklık ediyormuş gibi bir çerçevenin içine davet ediliyor.

Oysa bazen bir tartışmanın nasıl anlatıldığı, tartışmanın kendisinden daha belirleyici olabilir.

Çünkü CHP’de yaşanan kriz yalnızca kurultayın hangi delegelerle yapılacağına ilişkin teknik bir ihtilaf değildir. Tartışmanın başlangıç noktası, seçilmiş bir parti yönetiminin yargı kararıyla görevden uzaklaştırılmasıdır. Başka bir ifadeyle mesele yalnızca kurultayın usulü değil, demokratik iradenin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği sorusudur.

Bu nedenle yaşananları yalnızca iki siyasi aktör arasındaki bir görüş ayrılığı gibi sunmak, tartışmanın merkezindeki asıl soruyu geri plana iter. Çünkü burada konuşulması gereken ilk mesele, yeni delegelerin seçilip seçilmeyeceği değil; bir siyasi partinin iç işleyişine yargı eliyle yapılan müdahalenin demokratik meşruiyetinin ne olduğudur.

Siyasal hayatın belirli dönemlerinde hukuk ile siyaset arasındaki sınırlar bulanıklaşır. Mahkeme kararları yalnızca hukuki sonuçlar üretmekle kalmaz; siyasal alanın biçimlenmesinde de doğrudan etkili hale gelir. Böyle zamanlarda gazeteciliğin........

© Nokta Haber Yorum