menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adaletin Sustugu Yerde Mafya Konusur, Medya Alkışlarsa Gazetecilik Susar

34 0
30.01.2026

Devletin geri çekildiği, adaletin geciktiği ya da hiç gelmediği her tarihsel eşikte yalnızca bir boşluk oluşmaz; o boşluk aynı zamanda yeni iktidar biçimlerine çağrı çıkarır. Hukukun askıya alındığı yerde güç konuşur; ama bu güç her zaman üniforma taşımaz. Kimi zaman kravatlıdır, kimi zaman yeraltından gelir, kimi zaman da “hakikati söylüyor” iddiasıyla kamusal alanda alkışlanır. Sorun tam da burada başlar: Hakikat, kim tarafından ve hangi güç ilişkileri içinde dile getirildiğinde meşru kabul edilir?

Tayfun Atay’ın Tele2’de Yılmaz Özdil’e yönelik eleştirisini anlamlı kılan nokta da tam burasıdır. Atay, tartışmayı kişisel bir polemik düzeyine hapsetmez; aksine, Türkiye’de gazeteciliğin uzun süredir içine sürüklendiği yapısal bir kırılmaya işaret eder. Ve bunu yaparken, özellikle Don Corleone örneğini bilinçli biçimde devreye sokar. Baba anlatısının cazibesi, suçun değil, devletin yokluğunun estetize edilmesindedir. Don Corleone, adaletsiz bir dünyada “adalet dağıtan” bir figür gibi sunulur; ama romanın ve filmin nihai sonucu nettir: Corleone ailesi suçla var olur, şiddetle ayakta kalır ve sonunda kendi kurduğu düzenin esiri haline gelir. Atay’ın bu örneği verdikten sonra yaptığı değerlendirme, meseleyi ahlaki değil siyasal bir zemine oturtur.

Türkiye’de Sedat Peker etrafında oluşan ilginin arka planı da benzer bir yapısal boşluğa dayanır. Devletin adalet üretme kapasitesinin zayıfladığı, yargının toplumsal güven kaybettiği bir momentte, “konuşan” her figür hakikatle özdeşleştirilmeye başlar.........

© Nokta Haber Yorum