menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mekke Anlaşması: İslam Dünyasında Yeni Bir Güvenlik Mimarisinin Başlangıcı mı?

15 0
17.08.2026

Prof.Dr. Toğrul İsmayıl

7 Ağustos 2026’da Mekke’de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, ilk bakışta üç ülke arasındaki askeri işbirliğini geliştiren bir güvenlik anlaşması gibi görülebilir. Ancak bölgedeki gelişmeler, özellikle ABD-İran savaşı sonrasında ortaya çıkan yeni güvenlik ortamı ve Trump’ın anlaşmaya verdiği dikkat çekici destek, bu anlaşmanın çok daha geniş bir jeopolitik anlam taşıdığını gösteriyor.

Benim kanaatimce Mekke Anlaşması'nı yalnızca “İslam NATO’su” şeklinde tanımlamak doğru değildir. Fakat bunu sıradan bir üçlü savunma anlaşması olarak görmek de büyük bir hata olur. Asıl mesele, İslam dünyasının güvenlik alanında kendi kapasitesini üretmeye başlamasıdır.

Asıl değişim: Güvenliğin dışarıdan satın alınması modeli sorgulanıyor

Son birkaç yılda Ortadoğu'daki en önemli gelişmelerden biri, bölge ülkelerinin geleneksel güvenlik varsayımlarını yeniden değerlendirmeye başlamasıdır.

On yıllardır Körfez ülkelerinin temel güvenlik mimarisi büyük ölçüde ABD'nin askeri varlığına dayanıyordu. Suudi Arabistan açısından Washington'ın güvenlik şemsiyesi stratejik bir gerçeklikti. Fakat son dönemde yaşanan gelişmeler, özellikle İran'la savaş ve Körfez ülkelerinin doğrudan tehdit altında kalması, “ABD burada ne kadar süreyle ve hangi koşullarda güvenlik sağlayacak?” sorusunu daha önemli hale getirdi.

Tam da bu noktada Mekke Anlaşması ortaya çıktı.

Dikkat çekici olan ise Trump'ın anlaşmaya karşı çıkmak yerine onu açık biçimde desteklemesi. Trump, anlaşmadan “çok mutlu” olduğunu belirterek bunun Ortadoğu'nun bir araya geldiğini ve ülkelerin kendi savunmalarını daha anlamlı biçimde gerçekleştirebileceklerini gösterdiğini söyledi; anlaşmayı “büyük, cesur ve önemli bir ilk adım” olarak nitelendirdi.

Bu açıklama son derece önemlidir.

Çünkü Washington'ın geleneksel yaklaşımı açısından bakıldığında ABD'nin bölgedeki güvenlik mimarisinin merkezinde kendisinin bulunması beklenirdi. Trump'ın bu kez bölgesel aktörlerin kendi güvenlik kapasitelerini geliştirmesini olumlu karşılaması, Ortadoğu'da güvenlik yükünün daha fazla bölgesel aktörlere aktarılabileceğine işaret ediyor.

Üç ülkenin birleşimi neden önemli?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın sahip olduğu kapasitelere ayrı ayrı baktığımızda anlaşmanın stratejik mantığı daha açık görülüyor.

Türkiye, NATO üyeliği, büyük ve tecrübeli silahlı kuvvetleri, gelişmiş savunma sanayii, İHA/SİHA teknolojileri, elektronik harp ve füze savunma kapasitesiyle........

© ngazete