menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meçhule Erteleme

10 0
11.07.2026

Hayatı değil, iyilikleri geleceğe bırakmak…

İnsan, geleceği düşünebilen tek varlıktır. Belki de bu yüzden geleceğe en çok aldanan da odur. Umutlarını, hayallerini, mutluluğunu ve hatta sevgisini yarınlara emanet eder. Farkına varmadan yaşamayı da geleceğe erteler.

“Bir gün…”

Belki de insanın en çok kullandığı iki kelimedir bunlar.

Bir gün gezeceğim…

Bir gün dinleneceğim…

Bir gün daha çok okuyacağım…

Bir gün kendime vakit ayıracağım…

Bir gün sevdiklerimle daha fazla ilgileneceğim…

Bir gün özür dileyeceğim…

Bir gün gerçekten yaşamaya başlayacağım…

Fakat o “bir gün”, çoğu zaman hiç gelmez.

Çünkü gelecek, insanın sahip olduğu bir hak değil; ulaşacağı bile kesin olmayan bir ihtimaldir.

İnsan, geleceğin meçhul olduğunu bilir; buna rağmen en büyük beklentilerini yine o meçhule bağlar. Elindeki tek kesin zaman olan bugünü, gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmediği yarına feda eder.

Mutluluğunu erteler…

Sevgisini erteler…

Hayallerini erteler…

Dostlarını erteler…

Anne ve babasını ziyaret etmeyi erteler…

Kendisine ayıracağı zamanı erteler…

Kısacası yaşamayı erteler.

Oysa ertelenen yalnızca bazı işler değildir.

Ertelenen, hayatın kendisidir.

Belki de bundan daha düşündürücü olan ise şudur: Hepimiz bu gerçeği biliriz.

“Hayat kısa.”

“Yarının garantisi yok.”

“Bugünün kıymetini bilmek gerekir.”

Bu sözleri sık sık söyleriz. Bir cenazenin ardından, bir hastane odasında, beklenmedik bir ayrılıkla karşılaştığımızda veya ansızın gelen bir acının içinde bu hakikati bütün ağırlığıyla hissederiz.

Fakat asıl hayret verici olan, bu gerçeği bilmemiz değil; onu sürekli dile getirdiğimiz hâlde hayatımıza taşıyamamamızdır.

Daha da düşündürücü olan ise, zaman zaman bu gerçeği bütün derinliğiyle idrak ettiğimiz hâlde........

© ngazete