Dağı Taşıyan Yok, Hikâyesi Çok
Ramazan ayında, güzel bir ilimizin şirin bir ilçesine bağlı mütevazı bir köye yolu düşen bir adam, köy meydanında oturanlarla sohbet ederken etrafına bakmış ve şöyle demiş:
“Maşallah… Köyünüzün havası güzel, suyu güzel, manzarası güzel. Ama şu dağ olmasa burası tam bir cennet olur.”
Köylüler birbirlerine bakmışlar:
“İyi ama o dağı nasıl kaldıracağız?”
Adam hiç tereddüt etmeden cevap vermiş:
“İsterseniz ben kaldırırım.”
Bu söz köylülerin dikkatini çekmiş. Yıllardır kimsenin aklına gelmeyen bir işin mümkün olabileceğine dair içlerinde bir umut filizlenmiş.
Adam sözünü sürdürmüş:
“Yalnız şimdi Ramazan ayındayız. Oruçluyum. Bayramdan sonra kaldırırım.”
Köylüler bunu kabul etmiş, onu bir ay boyunca en iyi şekilde ağırlamışlar.
Bayram gelince hep birlikte dağın yanına gitmişler:
“Hadi bakalım, şimdi kaldır şu dağı.”
Adam ağır ağır dağa yaklaşmış, sırtını dağa yaslamış ve sakin bir sesle:
“Hadi… Kaldırın da şu dağı sırtıma yükleyin; ben de taşıyayım.”
demiş.
Köylüler hayretle:
“Biz o dağı senin sırtına nasıl yükleyelim?” diye sormuşlar.
Adam gülümseyerek cevap vermiş:
“Demek yüklemiyorsunuz. Öyleyse ben bu dağı nasıl taşıyayım?”
Bu küçük kıssa, yalnızca tebessüm ettirmek için........
