Alın Terinin Unutulan Vakarı
Prof. Dr. Seyithan Deliduman
Kurumuş ağızlar, çatlamış dudaklar, güneşten kavrulmuş yüzler, nasır tutmuş eller…
İlk bakışta birçok insana yoksulluğu çağrıştırabilecek bu manzara, bana ise emeğin, alın terinin ve üretmenin bıraktığı onurlu izleri hatırlatıyor.
Bugün bu manzaraya baktığımda çocukluk ve ilk gençlik yıllarım gözlerimin önünde canlanıyor. O yıllarda bu portreyle neredeyse her gün karşılaşırdım; tarlada, bağda, bahçede, harmanda… O zamanlar bana sıradan gelen, hatta çocuk aklımla bilinçaltımda kısmen acınacak bir hayatın yansıması olarak algıladığım bu yüzleri, bugün büyük bir özlem ve tebessümle yâd ediyorum.
Yıllar bana öğretti ki; o çatlamış dudaklarda yoksulluk değil helal lokmanın bereketi, o nasır tutmuş ellerde mahrumiyet değil emeğin asaleti, o güneşten kavrulmuş yüzlerde ise çaresizlik değil üretmenin vakarı vardı. Çocukken yoksulluk sandığım şeyin, aslında alın teriyle kazanılmış onurlu bir hayat olduğunu bugün daha iyi idrak ediyorum.
Toprağa dokunan el hiçbir zaman boş kalmaz. O el yalnızca ekin yetiştirmez; hayatı, bereketi ve geleceği de büyütür. Çatlamış dudaklar susuzluğun değil, çalışmanın; kavruk yüzler yorgunluğun değil,........
