Hukukun Meşalesini Geleceğe Taşımak: 10 Temmuz Dünya Hukuk Günü
Geçtiğimiz 4 Temmuz 2026 günü, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin o tarihi atmosferinde, kızım Ece’nin mezuniyet törenine katıldığımda hissettiğim gurur ve heyecan hala tazeliğini koruyor. Bir baba olarak yaşadığım bu mutluluğun yanı sıra, bir tıp doktoru ve halk sağlığı uzmanı olarak hukuka olan bakışım, o gün bir kez daha derinleşti. Tıp bilimi insan yaşamını korumayı hedeflerken, hukuk da o yaşamın en güvenli limanı olan toplumsal düzeni, yani yine halk sağlığı gibi "toplumsal sağlığı" inşa eder. Bugün “10 Temmuz Dünya Hukuk Günü” vesilesiyle, adaletin kutsal ikliminde birkaç not düşmek isterim.
Bir Toplumun Vicdan Terazisi:
Hukuk, sadece kanun maddelerinden ibaret değildir; bir toplumun vicdanının, adalet arayışının ve geleceğe dair umudunun somutlaşmış halidir. Dünya genelinde hukuk devleti endeksleri, özgürlüklerin ve refahın doğrudan hukukun üstünlüğüyle ilintili olduğunu gösteriyor. World Justice Project (Dünya Adalet Projesi, WJP) verileri, hukukun üstünlüğünün zayıfladığı toplumlarda sadece adalet mekanizmasının değil, ekonomik verimlilikten halk sağlığına kadar tüm toplumsal dokunun erozyona uğradığını kanıtlıyor. Türkiye için de durum iyi değil. “2025 yılı WJP Hukukun Üstünlüğü Endeksi” dünya genelinde 143 ülke ve yargı bölgesini değerlendiriyor. Sekizinci yıl üst üste, çoğu ülkede hukukun üstünlüğünün gerilediği bildiriliyor. Ülkeler karşılaştırmasına baktım: 143 ülke arasında Türkiye 118. Sırada! (1).
Veri hakkında yoruma gerek yok sanırım.
Türkiye’de de hukukçularımız, zorlu bir coğrafyada adalet meşalesini taşımak gibi ağır ve onurlu bir yükü omuzlamaktadır. Yüklendikleri sorumluluklar tıp hekimi meslektaşlarımın sorumluluklarıyla eş değerdir.
Hukuki güvenlik:
Halk sağlığı penceresinden baktığımızda, bir toplumun "sağlıklı" sayılabilmesi için sadece biyolojik ve psikolojik açıdan değil, sosyal yönden de tam iyilik halinde olması beklenir. Bunun için de toplumda "hukuksal güvenliğe" ihtiyaç........
