menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Milas ve Çevre Katliamı

9 0
26.01.2026

Madenleri değerlendireceğiz diye güzelim ülkemizin doğasının canına okuduk. Ama en çarpıcı örnekleri Ege Bölgesi’nde ve özellikle Muğla’da yaşadık ve yaşıyoruz.

Elbette madenleri değerlendireceğiz, elbette madenlerden sağlayacağımız gelirleri milli bütçemize katacağız. Ancak bunu doğaya zarar vermeden de yapabilir, en azından bunun yollarını araştırabilirdik. Öyle yapsaydık, belki yaşadığımız korkunç ve vahşi katliamı önleyebilir, madenimizi daha akıllıca yeryüzüne çıkarabilir ve maden bölgelerinde yaşayan insanları yerinden yurdundan etmezdik. Köylümüzü huzursuz kılmaz, arazilerini, evlerini, bahçelerini ellerinden bir imzalı kararnameyle almaya çalışmazdık. Ormanlarımızı kevgire çevirmez, tarım alanlarımızı yok etmez, çok değerli zeytinliklerimizi mahvetmezdik.

Ülkenin doğal değerlerinin, güzelliklerinin ve çevrenin korunmasında yıllarca çalıştım. Çevre Bakanlığı’nın kurulmasından tutun da özel çevre kurumunun hayata geçirilmesine ve koruma bölgelerinin ilan ve de kontrolüne kadar uğraştım. Ama şunu üzüntüyle ifade etmek zorundayım ki, doğayı korumak için seferber olan devletin yurtsever kadrolarının aldığı tüm kararlar, sarfedilen çabalar ve tüm gayretler son 20 yılda heba olup gitti. Evet ülke madenlerden kazandı ama, doğa değerleri çok büyük ve telafisi imkansız zararlara uğradı. Kim ne derse desin bilanço ve tablo budur. Son Akbelen faciasının üzerinde durmadan önce, ülkenin her yerindeki doğa tahribatına da değinmem lazım ama, bunu üç-beş yazıyla anlatmak mümkün değil. Doğa o kadar perişan edildi ki, hepsini yazmaya kalksam, koca bir ansiklopedi çıkar ortaya.

Ülkenin her yerinde doğa tahrip ediliyor ama, özellikle Muğla’nın pilot bölge seçilmesini ve Milas’ın hedefe........

© ngazete