menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Burnumuzun dibindeki büyük felaket!

242 0
13.04.2026

Başlığı okuyan, tüm bölgemizi hatta dünyayı felakete sürükleyecek savaştan söz edeceğimi sanabilir…

Ancak ben size çok daha derinliği olan, hakkında ne yazık ki bildiğimizi sanıp hiçbir şey bilmediğimiz ya da eksik bildiğimiz hayati öneme sahip bir konudan söz etmek, öğrendiklerimi paylaşmak istiyorum…

Önceki gün bir çalıştaya davetliydim. Kadıköy Belediyesi ile Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği iş birliği ile düzenlenen “Uluslararası Kentsel Gıda ve Beslenme Politikaları Çalıştayında” yapılan konuşmaları, verilen bilgileri dinledikten sonra kendi adıma şöyle düşündüm:

-Hakkında bir şeyler bildiğimi sandığım bu yaşamsal konularda neredeyse hiçbir şey bilmiyormuşum, bildiğimi zannettiklerimi de epey eksik ve daha da vahimi yanlış biliyormuşum!

Yurtdışından ve tabii çeşitli kentlerden konuya vakıf, yakın gelecekte neler yaşayabileceğimizi anlatan önemli uzmanların katıldığı çalıştayda neler öğrendim? Özetle anlatmaya çalışayım…

Gıda krizi yalnızca bir hak değil aynı zamanda haysiyet meselesi!

İlk olarak 1948’de insan Hakları Bildirgesi’ne giren “gıda hakkının” ne yazık ki bir türlü gerçekleşemediğini öğrendim. Nasıl mı?

Öncelikle gıdaya erişim yalnızca bir hak olarak, bir ekonomik mesele değil, insanca ve haysiyetli yaşayabilmenin en önemli meselesi haline gelmiş durumda. En büyük sorun adaletsiz dağıtım! Büyük tröstlerin yönettiği tedarik zincirlerinde yaşanabilecek 48 saatlik bir kopukluk özellikle büyük kentleri felç etmeye yetiyor!

Çünkü büyük kentler artık üretmiyor, üretemiyor. Küçük üreticinin giderek........

© Nefes