Ana konu nasıl atlanır
Türkiye’nin bir numaralı gündemi PKK ile yürütülen yeni çözüm süreci…
Televizyon ekranlarında, gazetelerde ve sosyal medyada aynı başlıklar tartışılıyor:
-Hangi maddeler yasalaşacak?
-Silah bırakma süreci nasıl işleyecek?
-İnfaz sistemi nasıl değişecek?
-Sürecin siyasi sonuçları ne olacak?
Herkes hukuki ve siyasi ayrıntıları konuşuyor…
Tüm bu tartışmaların arasında dikkat çekici bir sessizlik var: En zor mesele hiç yokmuş gibi davranılıyor!
Çözüm süreçlerinin kaderini çoğu zaman yasalar değil, toplumun ruh hali belirler… Esas konu budur…
Kırk yılı aşkın bir çatışmanın ardından sadece silahların susması yetmez, insanların zihninde yer etmiş korkuların, öfkelerin, önyargıların ve karşılıklı güvensizliğin dönüşmesi gerekir…
Bir kanun maddesi çıkarabilirsiniz, yeni kurumlar oluşturabilirsiniz, siyasi mutabakat sağlayabilirsiniz. Ama hiçbir yasa, toplumun hafızasını bir gecede değiştiremez…
Türkiye’nin cevap araması gereken en önemli soru budur:
-Devlet bu süreci yönetebilir peki ya toplum; yeni döneme psikolojik olarak nasıl hazırlanacak?
Dünyada uzun yıllar süren silahlı çatışmaların ardından başlayan hemen her barış sürecinde benzer sorun yaşandı:
-Devletler hukuki düzenlemeleri görece kısa sürede yaptı fakat toplumlara yerleşmiş düşman algılarını değiştirmek yıllar aldı. Çünkü:
Savaşlar cephede sona erer ancak insanların zihninde yaşamaya devam eder…
Toplumun zihni nasıl değişir
Uzun yıllar süren silahlı çatışmaların ardından toplumların nasıl yeniden birlikte yaşayabileceği........
