Bin odalı saray çekilir dert değil
Sabah kalktım, iki odalı sarayımın penceresinden baktım. Memleketin hali duman... Ama benim onu görecek mecalim kalmadı. Öyle uluslararası zirveler, küresel organizasyonlar filan da tertiplemedim. Ama yine de şu iki odalı mütevazı saraycığı ayakta tutma mücadelesi beni yedi bitirdi.
Soğanın 75 lira olduğu memlekette bir sarayı ayakta tutmanın ne kadar zor iş olduğunu düşünün. Ben şu saraycığın elektrik, su, telefon, dijital abonelikler, aidatlar diye uzayıp giden faturalar zincirinin içinden çıkamıyorum.
Bizim saraycık bu ay batmaz, paçayı yırtarsa gelecek ay kurtuluşu yok, batacak. Kabine toplantılarında bakanlarıma o kadar talimat veriyorum. “Ayağınızı denk alın yoksa görevden affınızı istersiniz” diye tehdit de ediyorum. Ama ne söylesem nafile, başa çıkamıyorum.
Hayır, milli eğitim bakanıma ne söylesem de söz dinletemedim. Çocuk hâlâ özel okula gidiyor. “Mis gibi yerli ve milli okulların birine kayıt yaptıralım, varsın biraz dindar ve kindar olsun” dedim, derdimi anlatamadım… O okul taksitleri bütçeyi tarumar etti. Geçenlerde maliye bakanıma sıkı........
