Hak ettiğimiz muhalefet olmayan muhalefet
Cumhurbaşkanı geçen hafta, sosyal medya mesajında kelimesi kelimesine şunları yazdı:
“Türk demokrasisinin önümüzdeki dönemde hak ettiği bir ana muhalefete kavuşacağına inanıyoruz.”
Erdal Sağlam, AKP çevrelerinde eskiden var olan, “O kadar da olmaz, yapmayalım” havasının yerini “Başka türlü seçim kazanamayız. Ne gerekirse yapalım. Muhalefet seçime tek parça girmemeli” havasına bıraktığını söylüyor.
Sözcü Gazetesi de Özgür Özel’in il başkanları ile toplantısında butlan kararı beklemediklerini ancak sonuna kadar mücadele edeceklerini söylemiş. Özel “Boynumu veririm ama boyun eğmem” diyor. CHP yönetimi bir grup milletvekili ile Anadolu’ya açılmayı, kapı kapı gezip derdini anlatmayı hedefliyor. “Bu böyle gitmeyecek” diyorlar.
Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’e operasyon tüm yaşananlarda yeni bir merhale. Adıgüzel, uzun yıllardır CHP’de siyaset yapan, sonradan değişimcilere katılan bir isim. Adıgüzel için “İmamoğlu’nun adamı” denemez. Parti içindeki en etkin ve etkili isimlerden biri. CHP İstanbul’daki iki isim, biri İmamoğlu diğeri Rıza Akpolat, 1 yılı aşkın süredir içeride. Şimdi Adıgüzel de alındı. İstanbul örgütlerinin tüm partiler için katalizör etkisini unutmamak lazım.
Anlaşılan iktidarın hesabı ya butlan kararı çıkartmak, eğer butlanın ekonomik maliyeti sırtlanamıyorsa, partiyi içeriden iç organlarını hedef alarak yıpratmak ve mümkünse seçime böyle gitmek. Yani Erdoğan’ın işaret ettiği, Türkiye’ye layık muhalefet, olmayan bir muhalefet oluyor.
Bu öğretmene kulak verin
Geçen haftaki okul saldırıları hepimizi düşünmeye itti. Öğretmenler ve uzmanlardan çokça geri bildirim ve görüş alıyorum.
Bir öğretmen okurumuz şöyle yazmış:
“Benim öğretmen olarak asıl gördüğüm tehlikelerin en büyüklerinden biri şu: Anne-baba çocuğu evde istemiyor. Diyorlar ki: Bu çocuğa ödev veriyorsun. Çocuk ödevi evde yapıyorsa ben niye okula gönderiyorum? Ben de diyorum ki: Bu çocuk okulda uyuyor, çok konuşuyor, kimseyi dinlemiyor. Sabah hem aç hem uykusuz geliyor. Sınıfta yemek yiyor, uyuyor, koşuyor, oyun oynuyor bağırıyor, eline geçirdiğini fırlatıyor… Ama gizli ama açıkça. Sen bu çocuğu evde uyutmayacaksan, karnını doyurmayacaksan, koşturup oynatmayacaksan ve dinlemeyeceksen, iki arkadaşıyla buluşturmayacaksan ben bu çocuğu eve niye gönderiyorum?
Bunu söylesek aile herhalde ‘evet göndermeyin’ der. Yani söylemek istediğim; çocukların ihtiyaçları karşılanmıyor. Çocuk derse fiziksel ve ruhsal olarak tok gelmiyor. Kaç gündür çocuklar ne izliyor ne oynuyor… “Ne izlememeli ne oynamamalı” diye konuşuluyor. Nevşin Hanım aile ne izlerse çocuk ona mukabil bir şey izler. Aile nasıl yaşarsa çocuk ona denk veya karşılık bir oyun oynar.
