menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Soner Yalçın'la ortak noktamız

130 0
09.10.2026

Son 15 gündür, Soner Yalçın’ın “Solcular – Sessizliğe Söz Düşenler” kitabını okuyorum…

Ben kendimden hiçbir kere bile, “solcu” olarak söz etmedim ama sol ahlâkı benimsedim…

Soner’in kitabını benim için ilginç ve etkili kılan ise…

Anlattığı insanların sadece “solcu” olması değil; bazılarının bildiğimiz anlamda solcu bile olmamasıydı…

Hayranlık duyduğum Aziz Nesin var, Yaşar Kemal var, Yalçın Küçük var ama…

Öz dayım kadar sevdiğim Cemil Meriç de var, Sezai Karakoç da…

Yani Soner, ezber bozuyor ve bize şunu soruyor:

“Solculuk bir partiye oy vermek midir; yoksa haksızlığın karşısında durmak mı?..”

İnsan emeğine saygı duyuyorsanız…

Güçsüzün ezilmesine itiraz ediyorsanız…

Servetin ve iktidarın birkaç elde toplanmasından rahatsızsanız…

Özgürlüğü sadece kendiniz için değil, size benzemeyenler için de istiyorsanız, cebinizde ya da yakanızda “solcu kimliği” taşımanıza gerek yok…

Kitabın bana göre en güçlü yanı da bu… Yani Soner, kitabında Türkiye’nin aydınlarını mahallelere hapsetmiyor… Birbirleriyle kavga etmiş, farklı dünyalara inanmış insanları aynı sofraya oturtuyor...

Velhasılıkelam canlarım, “Solcular”, geçmişin insanlarını anlatırken aynı anda…

Bugünün Türkiye’sinde “sağcı mısın, solcu........

© Nefes