Demokratik sistemin unuttuğu şey: Ahlâk...
Konfüçyüs geleneğinin en önemli düşünürlerinden Mencius: “İnsan dünyaya tamamlanmış bir aziz olarak gelmez fakat… İçinde ahlâkın filizlenebileceği ‘dört başlangıç’ taşır” der…
Bunlar: Başkasının acısına karşı merhamet…
Kötülük karşısında utanma duygusu…
Doğruyla yanlışı ayırt edebilme yeteneğidir…
Mencius bunu anlatırken çok çarpıcı bir örnek verir:
Bir çocuğun kuyuya düşmek üzere olduğunu gören insan:
“Bu çocuğu kurtarırsam bana ne kazandıracak?”
Çocuğun ailesinden ödül beklemez…
Çevreden alkış toplamak için koşmaz…
Hiçbir hesap yapmadan içindeki insanî duygu harekete geçer ve çocuğu kurtarır...
İşte ahlakın tohumu budur
Mencius’a göre tohumun (Sistem) bulunması, ağacın (İnsan) mutlaka büyüyeceği anlamına gelmez...
Onu beslemezseniz kurur…
Yani insan iyiliğe yatkın olabilir fakat… İyi insan olmak eğitim, kültür, alışkanlık ve iyi kurumlar ister…
Şimdi de Mencius’tan 2000 yıl ileriye, liberal kapitalizmin düşünce babası Adam Smith’e geleyim…
Bugün “Adam Smith” denildiğinde akla hemen serbest piyasa, haklı rekabet ve “görünmez el” geliyor…
Oysa Smith’i sadece “iktisatçı” olarak okumak, Beethoven’i birkaç notasından ibaret sanmaya........
