menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İlk ürünle, ilk lokmayla gelen bereket

260 0
27.05.2026

Mayıs ayı bizim memlekette muhteşem olur. Karlar erir, kar suları toprağın en ince gözeneklerine sızar, yolunu bulup derinlere iner, bütün kışı toprakta geçiren tohumları harekete geçirir.

Sonra her yer yeşile boyanır. Rengarenk çiçekler kaplar bütün doğayı.

Manzaraya da doyamazsınız, kokulara da...

O muhteşem bahar günlerinde ahırda tutmak, inekler, boğalar, koyunlar, kuzular ve buzağılar için tam bir eziyet olurdu.

Bütün kışı kapalı bir ahırda geçiren hayvanları dışarı salmak, canlanan doğayla buluşmalarını sağlamak, çocukluk yıllarımın en güzel etkinliğiydi.

O kış ahırda doğmuş danaların dışarı ilk çıktıklarında gün ışığıyla ilk karşılaştıklarında neler yaptığını hiç gördünüz mü?

Ben gördüm, hatta onların (köyde “cırtiklemek”, “cırtik atmak” denilen) o kontrolsüz sağa sola koşma haline, kontrolsüz sevinçlerine eşlik etmek için peşlerinden koşar dururdum.

Ali Rıza Dedem, bu işlerden çok keyif aldığıma sık sık tanık olduğundan “bu çocuk çoban olacak” diye takılırdı. Doğrusu ben de dedemin bu takılmalarından hiç rahatsız olmaz, tersine hayvanları meraya yayıp, bir yandan kitap okuyup diğer taraftan hayallere dalmaya bayılırdım.

O günlerden birinde bir düvemiz patates tarlasının altından geçen derenin kenarında, bir kavak ağacının altına uzanmıştı. Bir terslik vardı hareketlerinde. Yan yatıyor, arka ayaklarını mümkün olduğu kadar ileriye uzatmaya çalışıyor, kasılıyor, acı çekiyor gibi sesler çıkarıyordu.

Yanına gidip şiş karnına dokundum. Balon gibiydi. “Köpmüş” dedim kendi kendime...

(O yaşlarda dahi bildiğimiz detaya bakar mısınız? Baharda protein ve öz su bakımından zengin olan otları yiyen........

© Nefes