menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünya ABD ve İsrail’in çiftliği mi?

373 0
05.03.2026

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını her açıdan konuşuyoruz ama uluslararası hukuk açısından ele almıyoruz.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun insanlığa karşı işlediği suçlar zaten arşı aşmıştı.

Hiçbir ulusal ve uluslararası hukuk kuralını tanımayan ABD Başkanı Donald Trump da Netanyahu’ya eklenince Hollywood filmlerindeki kötü karakter çiftleri gibi dünyanın başına bela oldular.

Tıpkı Joker ile Harley Quinn gibi

Tıpkı Voldemort ile Bellatrix Lestrange gibi...

Filmlerde bu kötü karakterlerin karşısına iyiler dikilir ve çoğunlukla da iyiler kazanır. Hatırlayın Joker’i Batman, Voldemort’u Harry Potter dize getirmişti.

Gelin görün ki gerçek hayatta Netanyahu’nun ya da Trump’ın karşısına dikilecek bir kahraman yok.

(Kendi halkına yönelik katliamlarıyla “iyiler” sınıfına konulması imkânsız olan) İran’ın nefesi de bu çifte kötülüğü durdurmaya yetmiyor.

Sahi siz uluslararası toplumdan bu ikiliye okkalı bir eleştiri ya da tepki duydunuz mu?

Türkiye’den bu ikiliye okkalı bir yanıt verildiğini duydunuz mu?

Herkes karnından konuşuyor.

Herkes “bu kötülük bize bulaşmasın” derdinde.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hep “Dünya beşten (BM Güvenlik Konseyi’nin veto hakkı olan beş daimî üyesini kastederek) büyüktür” der ya...

İşte artık birilerinin çıkıp “Dünya Trump’tan büyüktür” demesi, Trump saldırganlığına karşı uluslararası hukuku hatırlatma zamanı geldi.

Gelin ABD ve İsrail’in İran saldırısında ihlal ettiği uluslararası hukuk kurallarına tek tek bakalım.

Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2. maddesinde yer alan “Güç Kullanma Yasağı”

Bu şart, bir devletin başka bir devlete karşı silahlı güç kullanmasını yasaklıyor. Bu maddeye göre bir devlet başka bir devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanamaz. ABD ve İsrail’in, BM Güvenlik Konseyi’nin herhangi bir kararı ya da İran’ın rızası olmadan yaptığı operasyon düpedüz “yasadışı güç kullanımı” sayılıyor.

Roma Statüsü’ne göre bir devletin başka bir devlete karşı geniş çaplı askeri saldırı düzenlemesi bombardıman yapması egemenlik ihlali “Saldırı suçu- Crime of Aggression” olarak görülür. ABD ve İsrail’in gerekçesiz bir şekilde saldırması Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne göre “saldırı suçu” kapsamına girebilir.

BM Şartı’nın 51. Maddesi kapsamında “Meşru Müdafaa” şartlarının sağlanmaması

Uluslararası hukukta güç kullanılabilmesi için BM Güvenlik Konseyi’nin karar alması veya bir silahlı saldırıya karşı meşru müdafaa hakkının kullanılması gibi şartlar aranır.

İran saldırısı konusunda herhangi bir BMGK kararı bulunmuyor.

ABD ve İsrail’in Madde 51’i bahane edip saldırmasını gerektiren bir İran saldırısı da söz konusu olmamıştı.

ABD ve İsrail bu konudaki eleştirilerin önüne geçmek için saldırılarını “önleyici saldırı” olarak isimlendiriyorlar. Ancak İran’ın bu ülkelere yönelik bir saldırı hazırlığı da olmadığından ABD ve İsrail’in sığındığı gerekçenin ayakları havada kalıyor.

Eğer bir devlet başka bir devletin topraklarında askeri operasyon yaparsa bu devlet egemenliğinin ihlalidir. İran’ın rızası veya BM yetkisi olmadığı için ABD ve İsrail saldırıları doğrudan İran’ın egemenliğinin ihlalidir.

Uluslararası İnsancıl Hukuk

Cenevre Sözleşmeleri, saldırılar sırasında siviller hedef alınmışsa sivil altyapı (hastane, konut vb.) vurulmuşsa ve orantısız güç kullanılmışsa bu durumun savaş hukukunun ihlali sayar.

ABD ve İsrail’in ilk saldırılarında kız öğrencilerin olduğu bir okul binası vuruldu ve çocuklar öldü. ABD ve İsrail aynı zamanda hastane binası da vurdu. Ayrıca askeri binalar hedef alınırken sivil kayıplar önemsenmedi ve İran’da ölen 600’e yakın insanın çoğu sivildi.

Diyeceksiniz ki “Trump kendi kongresini tanımıyor, uluslararası hukuku mu tanıyacak?”

Evet tanıyacak. Tanımak zorunda.

Tanımazsa bugün İran için tanımaz, yarın başka bir ülke, sonraki gün başka bir ülke...

Bugün ABD İran için tanımaz, yarın İsrail Lübnan için tanımaz, sonraki gün başka bir ülke başka bir ülke için tanımaz.

Dünya filmlerdeki kötülerin yarattığı kaotik yerlere döner.

O nedenle iyiler, kötülere karşı sesini yükseltmeli, direnmeli.

Kötülerin güçlülüğünden korkup sinersek, yarının hedefi biz olabiliriz.


© Nefes