menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cennette mutsuz yaşamak!

580 0
17.07.2026

Susuz’dan yola çıktık. Ardahan Yolunda Beşevler mevkiinden 180 derecelik bir virajla kuzeybatıya doğru yükselirken geriye doğru baktım. 20’li yaşlarda genç bir gazeteciyken fidelerini temin etme konusunda dönemin orman bakanının başında boza pişirdiğim çamlar adeta orman olmuştu.

Cilavuz Köy Enstitüsü’nden kalan ağaçlandırma alışkanlığı, hepimizin içine işlemişti ve bu sayede küçük ilçemiz bölgenin en yeşil yerleşim yerlerinden birine dönüşmüştü.

Her bahar diktiğimiz ağaçlara, toplu olarak dikilen binlerce çam, su yatağında kendiliğinden yeşerip büyüyen salkım söğütler eşlik ediyordu.

Hayvanlar yaylada olduğu için çayırlardaki tarlalardaki ot dizlerimize kadar uzamıştı.

Yolda ilerledikçe, irtifamız arttıkça her yerin renk cümbüşü bir örtüyle kaplandığını görmeye başladık.

Çiftbulağa varmadan harabe haline gelmiş eski değirmenin yanından dere kenarına indik ve güzel bir salkım söğüdün gölgesine oturduk.

Yanımızdan akan suyun, etrafta uçuşan kuşların, böceklerin, arıların, deredeki kurbağaların sesleri tam bir senfoni orkestrası gibiydi.

Sanki görünmez bir şef vardı ve bizi mutlu etmek için doğanın en güzel senfonilerini icra ediyordu.

Ben, yeşilin, eflatunun, sarının, kırmızının her tonuyla bezeli çayırların, tepelerin çekiciliğine kapıldım. Suya düşme pahasına derenin karşı kıyısına geçtim ve tepeye yürümeye başladım.

Bugüne kadar Türkiye’nin önemli dağlarında zirve yapmış biri olarak söylemeliyim ki bu yükseklikte insanın başını sadece oksijenin azalması değil, çiçeklerin renkleri, kuşların kanat sesleri, rüzgârın dokunuşları da döndürebiliyor.

Kelimenin tam anlamıyla mest oldum.

Ayakkabılarımı ve paçalarımı ıslatan çiğ........

© Nefes