Mesele Makarna Değil Sen Hâlâ Anlamadın mı?
Bir hanede 1 yılda 18 kg makarna tüketiliyormuş.
Kişi başı yıllık tüketim ise 7,5 kg.
2013 yılında 4,4 kg’mış.
Raporun adı: “Türkiye’de Makarna Ticareti ve Tüketim Alışkanlıkları”.
Sektör için özel hazırlanmış aslında fakat adeta evlerin mutfağından çıkmış gibi…
Bu arada en çok burgu makarna seviliyormuş…
Milletçe durumumuz bu.
Makarna ile aramız çok ama çok iyi.
Z kuşağının deyimiyle biri bizi karbonhidrat deposuna resmen “shiplemiş”; aşk yaşıyoruz.
Şahsen benim için hepsi…
Çubuk, burgu, kelebek, kuskus…
Sade, kremalı, domatesli…
Bolonez, fettuccine Alfredo, hatta lazanya…
Her türünü ama istisnasız hepsini çok çok severim.
Her gün olsa her gün tüketirim derdim; eskiden… Fakat zorunluluğa dönüşünce işin rengi değişiyor.
Makarna sevmek başka, çok sık tüketmek bambaşka…
Şimdi yukarıdaki sorulara bir soru daha ekliyorum: Makarna ile sıcak ilişkimiz mecburiyetten mi?
Cevabı hepimiz biliyoruz: Evet.
Bunu kesinlikle siyasi bir kaygıyla ya da mesaj vermek amacıyla yazmıyorum.
Buz gibi gerçek olduğu için yazıyorum.
Tam anlamıyla makarna toplumu olduk.
Son yıllarda yapılan başka araştırmalar da karbonhidrat tüketiminin arttığını vurguluyor.
Mesela ekmek, pilav, makarna…
Çünkü karın doyurmak için en erişilebilir yiyecekler bunlar.
Örneğin makarnanın paketi, markasına, cinsine ve gramajına göre 49 ile 149 lira arasında değişen fiyattan satılıyor.
Hatta bazı marketlerde zaman zaman indirimli etiketin 29 lira olduğunu da görüyoruz.
Hâliyle alışveriş sepetlerinin başköşesinde yerini alıyor.
Fakat doymak başka, beslenmek başka…
Asıl soru şu: Biz neden yılda kişi başı 7,5 kg makarna tüketiyoruz?
Makarna Enflasyon Denklemi
Bir sofraya bakıp memleketin ekonomisini anlamamak imkânsız.
Ve mutfak, ekonominin en dürüst aynası.
Kim neyi ne kadar alabiliyorsa, neden........
