menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Krizlere Meydan Okuyan Sektör

33 0
18.03.2026

Ekonominin neredeyse tüm başlıklarında aynı tablo konuşuluyor: daralma, kapanan işletmeler, yavaşlayan ticaret…

Birçok sektör ayakta kalmak için yön değiştirirken bazıları ise sessizce küçülüyor.

Detaylandıralım mesela tekstil atölyeleri birer birer kapanıyor; hazır giyim sektörü rotayı Mısır’a kırarak ayakta kalmaya çalışıyor; çoğu köklü şirket, firma direnemeyip iflas bayrağını çekiyor.

Otomotiv sektöründe belli dönemler hariç yaprak kıpırdamıyor.

Gayrimenkul sektörünün o eski hâlinden eser yok şimdi.

Bankacılığın şaşaalı günleri geride kaldı; kuyum sektörü bile al-sat ile ayakta kalmaya çalışıyor.

Eğitim, sağlık sektörü kampanyalarla direniyor.

Temel ihtiyaç, gıda alışverişi ve yeme-içmede bile kemerler sıkılıyor.

Restoranlar, lokantalar, pastaneler kepenk indiriyor.

Bir sektör var; dimdik ayakta.

Gerçekten de ölmüyor.

Hatta dövize endeksli üretim, satış fiyatlandırması olduğu hâlde güçlenerek büyüyor.

Kozmetik ve güzellik sektöründen bahsediyorum.

Gerçekten de kadın var oldukça güzellik sektörü yaşıyor.

Neredeyse ürünlerin tamamının fiyatı arttığı halde…

Dünyada ve ülkemizde yaşananlar yoruyor, yıpratıyor.

Zaman zaman herkes kaçış noktası arıyor, nefes almak istiyor.

Belli ki kadınların kaçış yöntemi ortak.

“Güzellik Duygusal; Ekonomik Dalgalanmaya Rağmen Büyüyoruz”

Tüm sektörlerde alarmın rengi kırmızıyken kozmetik ve güzellik sektörü nasıl büyüyor?

Sorumun cevabını L’Oréal Türkiye Tüketici Ürünleri Bölümü Genel Müdürü Özgür Karakaş’tan aldım.

“Öncelikle güzellik kategorisi duygusal ve kişisel bir kategori. İnsanlar ekonomik belirsizlik dönemlerinde dahi kendilerini iyi hissettiren ürünlerden tamamen vazgeçmiyor. Biz de bunu “lipstick effect” ile gözlemliyoruz; ekonomik dalgalanmalara rağmen büyümeye devam ediyoruz.”

“Online Alışverişin Yıldızı Kozmetik”

Sanal ticaretin gelişimi, güzellik sektörünün büyümesi için gerçek bir fırsat oldu.

2025’te online alışverişte en çok satılan kategoriler arasında moda/giyim, elektronik ve kozmetik (kişisel bakım) ürünleri yer aldı.

Kendimden pay biçtim.

Son 3 ayda yaptığım online alışverişin detayına baktım.

Aldığım ürünlerin yarısı kozmetik ürün, diğer yarısı kitap olmuş.

Hızlıca muhasebe yaptım; uzun zamandır ilk defa bu kadar kozmetik ve dermatolojik ürün almışım.

Kendi kendime “onca dünya derdinin içine bir güzellik yapmak istemişim” diye düşündüm.

Açıkçası kendimi de mutlu ettiğimi fark ettim.

Ve gerçekten de temel kriter bu oluyormuş.

Adeta birkaç tıkla gelen mutluluk.

“Artırılmış gerçeklik destekli “Virtual Try-On”, yapay zekâ ile cilt analizi ve doğru ürün eşleştirme gibi servislerle tüketici mağazaya gitmeden ürünü deneyimleyebiliyor. Bu da online alışverişte en kritik bariyer olan “doğru ürünü seçememe” kaygısını ortadan kaldırıyor.”

“Ayna Ayna Söyle Bize: Güzellik Pusulası Nedir Ülkemizde?”

Evet sektör ölmüyor fakat tercihler değişiyor mu?

“Biz bu etkiyi net şekilde gözlemliyoruz. Ipsos iş birliğiyle hazırladığımız “Ayna Ayna Söyle Bize: Güzellik Pusulası Nedir Ülkemizde?” araştırması da bu tabloyu destekleyen önemli ipuçları sunuyor. Türkiye’de kişi başına yıllık güzellik harcaması görece düşük seviyede seyrederken, güzellik ürünü kullanan tüketicilerde harcamanın belirgin biçimde yükselmesi, kategorinin seçilerek tüketildiğini düşündürüyor. Bu durum, “küçük lüks” yaklaşımının sürdüğüne işaret ediyor.”

Kadınlar ve Kozmetik Ürün Sadakati

Bir de lüks kavramı var?

Kampanyalar ve fiyat stratejisi ile lüks ürünlere ulaşmak da eskisi kadar zor değil.

Ve pek çok kadın için, lüks ürün kullanmanın hazzı paha biçilemez.

Yapılan araştırmalara göre; etiket yükselse bile müşteri sadakati de tam gaz.

Peki, bu nasıl oluyor?

“Bizim yaklaşımımız fiyat üzerinden değil değer üzerinden sadakat yaratmaktır. Kampanyalar erişimi kolaylaştırır ve denemeyi hızlandırır; ancak tek başına bağlılık yaratmaz. Bağlılık, ürünün tüketicinin günlük hayatının bir parçası hâline gelmesiyle oluşur. Sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk çalışmaları da destekleyici. Geniş satış ağı, erişilebilir fiyat politikası ve inovasyon da önemli. Tüketici doğru ürünü bulduğunda memnuniyet artıyor, memnuniyet de tekrar satın almayı getiriyor.”

Kimse önünü göremezken güzellik sektöründe gelecek hedefi ne?

“Önümüzdeki 5 yıla baktığımızda Türkiye’de güzellik sektörünün çok daha dijital, kişiselleştirilmiş ve kapsayıcı bir yapıya evrileceğini öngörüyoruz. L’Oréal Türkiye olarak kendimizi bir Tekno-Güzellik şirketi olarak konumlandırıyoruz. 2030’da dünya nüfusunun yaklaşık %40’ının kıvırcık saç yapısına sahip olacağını, 2040’ta ise nüfusun üçte ikisinin melanin açısından daha zengin, daha koyu ten tonlarına sahip olacağını öngörüyoruz. Çalışmalarımızı bunun üzerine kuruyoruz.”

Okudunuz, sektörde 2040’ın stratejisi belirleniyor.

Sonuçta tablo net görünüyor. Aslında satın alınan yalnızca bir ürün değil; biraz moral, biraz motivasyon, biraz da kendine verilen değer.

Ekonomi dalgalanabilir, sektörler küçülebilir ama insanın kendini iyi hissetme arzusu kolay kolay ortadan kalkmıyor.


© Nefes