Krizlere Meydan Okuyan Sektör
Ekonominin neredeyse tüm başlıklarında aynı tablo konuşuluyor: daralma, kapanan işletmeler, yavaşlayan ticaret…
Birçok sektör ayakta kalmak için yön değiştirirken bazıları ise sessizce küçülüyor.
Detaylandıralım mesela tekstil atölyeleri birer birer kapanıyor; hazır giyim sektörü rotayı Mısır’a kırarak ayakta kalmaya çalışıyor; çoğu köklü şirket, firma direnemeyip iflas bayrağını çekiyor.
Otomotiv sektöründe belli dönemler hariç yaprak kıpırdamıyor.
Gayrimenkul sektörünün o eski hâlinden eser yok şimdi.
Bankacılığın şaşaalı günleri geride kaldı; kuyum sektörü bile al-sat ile ayakta kalmaya çalışıyor.
Eğitim, sağlık sektörü kampanyalarla direniyor.
Temel ihtiyaç, gıda alışverişi ve yeme-içmede bile kemerler sıkılıyor.
Restoranlar, lokantalar, pastaneler kepenk indiriyor.
Bir sektör var; dimdik ayakta.
Gerçekten de ölmüyor.
Hatta dövize endeksli üretim, satış fiyatlandırması olduğu hâlde güçlenerek büyüyor.
Kozmetik ve güzellik sektöründen bahsediyorum.
Gerçekten de kadın var oldukça güzellik sektörü yaşıyor.
Neredeyse ürünlerin tamamının fiyatı arttığı halde…
Dünyada ve ülkemizde yaşananlar yoruyor, yıpratıyor.
Zaman zaman herkes kaçış noktası arıyor, nefes almak istiyor.
Belli ki kadınların kaçış yöntemi ortak.
“Güzellik Duygusal; Ekonomik Dalgalanmaya Rağmen Büyüyoruz”
Tüm sektörlerde alarmın rengi kırmızıyken kozmetik ve güzellik sektörü nasıl büyüyor?
Sorumun cevabını L’Oréal Türkiye Tüketici Ürünleri Bölümü Genel Müdürü Özgür Karakaş’tan aldım.
“Öncelikle güzellik kategorisi duygusal ve kişisel bir kategori. İnsanlar ekonomik belirsizlik dönemlerinde dahi kendilerini iyi hissettiren ürünlerden tamamen........
