menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aynı Pazar, Aynı Sebze, Aynı Meyve: 11 Ayda %150 Zam

88 0
15.06.2026

11 ay önce bin 200 liraya sebze meyve doldurduğum poşetler, 3 bin liraya doldu.

Bu kısım girizgâh; detaylarını yazının sonuna sakladım.

Önce semt pazarındaki fiyatlara ve gözlemlerime bakalım.

Bahane edilen, ocaklara ateş düşüren mevsim geçişi bitti.

Hâliyle de pazarda etiketlerin ateşinin sönmesi gerekiyor.

Ve kaldı ki Türkiye’nin dört bir yanından domatesini, biberini kasa kasa dağıtan; tarlalardaki ürününü yoldan geçenlere hibe eden; kirazının kilosunu 15 liradan satamayıp kendi seyyar tezgâhını açarak 35 liradan satmaya çalışan çiftçinin, emekçinin görüntüsü düşüyor önümüze.

Kurulan cümleler aynı: “Mazot beli büküyor, mevsimlik işçi yevmiyesi yüksek, ilaç, gübre, faturalar, banka borcu…”

Yetmezmiş gibi, aracıların ve tüccarların tarladaki, bahçedeki ürünü yok pahasına almaya çalışması…

Yani, maliyet ve fırsatçılık ortada.

İstanbul Sarıyer’de bir semt pazarına gittim.

Hem alışveriş yaptım hem esnafla konuştum; hatta buna dert dinledim demek daha doğru olur. Bir yandan da fiyatlara isyan ettim.

Ayrıca tezgâh başında, tüketiciler olarak kader birliği yaptığım insanların söylediklerine kulak kabarttım.

Pazardan eli boş çıkanı da gördüm; indirim yapmak zorunda kalanı da, siftahsız kalmamak için mücadele edeni de…

Ortadaki buz gibi gerçek şu: Hiçbir şeyin fiyatı uygun değil.

Herkes yalnızca birkaç poşet sebzeye meyveye en az bin lira veriyor.

Kahvaltılık da işin içine girince; hesap kitap şaşıyor.

Cepten çıkan en az iki bin lira oluyor.

O da 2, bilemediniz 3 kişilik ailenin alışveriş masrafı ki bunun daha kuru erzak, mümkünse kırmızı değilse beyaz et, salça, zeytinyağı, un, şeker, yumurta dahil değil…

Yani tam olarak buzdolabının ve erzak dolaplarının doldurulduğu bir alışverişten bahsedemiyoruz.

Tekrar ediyorum, gerçek şu: Tüketici uzaktan bakıyor, tezgâha uzanabilen en fazla yarım kilo alıyor; pazarcı ise çaresizce herkese sesleniyor; müşteri kaçmasın diye sebzeye, meyveye etiket koymuyor.

Nerede O Eski İkramlar?

Nerede o eski bayramlar misali; nerede o eski ikramlar, diyorum.

En azından geçen yıl cılız da olsa duyuyorduk.

O eski çarşı pazardan eser yok şimdi.

Özellikle de meyve tezgâhlarında durum içler acısı.

Bizim pazarcılarımızın gönlü zengindir bilirsiniz.

“Buyur abla ye”, “Göz hakkıdır yenge al”, “Çocuk yesin abla bırak”, “Bir dilim bal gibi kavun, karpuz yiyin abla” cümlelerini en son ne zaman duydunuz?

Karpuz için mesela en az 2 senedir hiçbirimiz duymadık, eminim.

Bir dilimi bile şu an ortalama 40 lira.

Erik, çilek geçen yıl birer tane de olsa ikrama giriyordu.

Şimdi tüketici de uzanmıyor.

Sırf esnafa ayıp olmasın diye tadına bakmadan alınıyor her şey.

Ben de görüntüsünü beğendiğim ama lezzetinden emin olamadığım kayısıyı tadamadan aldım ki; “şeker” diye aldım, tatsız çıktı.

İkramlar aslında biraz da bu yüzden olurdu.

Şimdi sebzenin iyisine, tadı güzeline denk gelmek de nasip, kısmet işi…

Bu aslında ücretsiz meyve yeme alışkanlığı değildi; bir kültürdü.

Tane hesabına girmişken; pazarın en pahalı meyvelerinden birine, kiraza değinmeden olmaz.

Çok iyi hatırlarsınız, geçen yıl tanesi ortalama 20 liraydı.

Ve esnaf “Otlanmayın” yazmıştı.

Bu hafta Salihli kirazının kilosu 300 liraya düştü.

Düştü diyorum çünkü; geçen hafta aynı tezgâhtan, aynı esnaftan, aynı ürünü 400 liraya almıştım.

Rica ettim, tarttırdım; bir tanesi 3 liraya geldi.

“Buyurun tadın ama inanın ikram edemiyoruz abla, baksana tanesi 3 lira” dedi pazarcı.

Tekrar ediyorum; çiftçinin bahçesinde tüccara göre 15 lira eden bir kilo kiraz; İstanbul’da nasıl 300 liraoluyor?

Orada 1 kilosu 15 lira eden meyvenin tek bir tanesi nasıl 3 liradan satılıyor?

Bu arada, kulağa küpe olsun: İki kirazın tanesi 6 lira.

Harika bir tarım politikamız, devlet teşviğimiz, muhteşem bir satış stratejimiz ama her şeyden önemlisi, dünyaya örnek olacak bir kontrol, denetim mekanizmamız var!

Dünya, başta Almanya olmak üzere, tam da bu nedenle bizi aşırı kıskanıyor!

Gelelim etiketlerin diline…

Meyve Bu Yaz Da Ateş Pahası

Madem meyve ile başladım, oradan devam edeyim.

Çekirdeksiz tatlı üzüm, 200 lira.

Karpuzun kilosu 50 lira.

Bir tane beğendim, 6 kilo geldi; 300 lira ödedim.

Aynı tezgâhta kavunun tanesi 200 lira.

Bir kilo kayısı, cinsine, iriliğine göre 150-200 liradan satılıyor.

En ucuz meyveler; nektarin, şeftali ve Anamur........

© Nefes