menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Artık Her Şey 1.000 TL, Peki Alım Gücü Ne?

74 0
wednesday

Bu yalnızca enflasyon altında ezilen tüketicinin çığlığı, sofradan elenen gıdanın muhasebesi, bir market sepeti hesabı değil.

Bu aslında iç dökme yazısı.

Ve çok da gerçek, yaşıyorsunuz, biliyorsunuz…

Malum en büyük paramız 200 TL.

Bu rakama bir poşeti doldurmak imkânsız.

Elbette alınacak gıda ürünleri var, hatta otobüse, minibüse bile binebiliriz.

Fakat o gidişin dönüşü olmaz…

Cüzdanımızdaki en büyük banknotla yarı yolda kalmak garanti.

Bu cümleyi yazarken biraz gülümseyin istedim.

Çünkü acı gerçekler ilerleyen satırlarda canınızı daha da çok sıkacak.

Aslında her birimizin ortak hikâyesi bu.

Dikkat çekmek istedim.

Ne yaparsak yapalım; ne yersek yiyelim, ne alırsak alalım, her şey artık en az 1.000 TL.

Yeni Nesil Psikolojik Sınır: 1.000 TL

Biraz hava alalım diye sahile indik.

“Şurada dondurma yiyelim, su ve birer kahve alırız,” dedik.

Hani öyle restorana oturmalı cinsten bir şey değil; ayaküstü sahil turu.

Cebimden çıkan parayı hesapladım: Tam 1.000 TL.

Bir plaja gitmeye yelteniyorsun (giriş ücreti hariç). İçeride, “Serinleten bir şeyler içeyim, yanına da ufak bir atıştırmalık tabağı olsun,” diyorsun; gelen adisyon en az 1.000 TL.

Tabii bu, tek kişi için.

Aile hesabında iş değişiyor.

Arkadaş grubuyla akşam bir yere oturuyorsun, “Aman bütçeyi sarsmayalım, hafif bir şeyler söyleyelim,” diyorsun; masadan kalkış bileti yine en az 1.000 TL.

Eskiden bizim bir “200 TL bozdurdum, eridi bitti” sitemimiz vardı, hatırlar mısınız?

O devir çoktan kapandı.

Bugün cüzdanın yeni ve en acımasız psikolojik sınırı, yan yana gelen beş menekşe........

© Nefes