Çocuk yaşta doğum oranı hiç hız kesmiyor
Türkiye’nin aile yapısı iktidarın güya en önemli konuların başında geliyor ama iş uygulamaya gelince korkunç bir durumla karşı karşıyayız.
Özellikle daha az gelişmiş, ekonomik ve kültürel aranda geri kalmış bölgelerdeki “çocuk yaşta doğum” oranı hiç azalmıyor tam tersine artıyor.
Bunda iktidarın “çok çocuk” politikası elbette çok etkili oluyor.
Geçen hafta Meltem Suat’ın hazırladığı Şanlıurfa ve Gaziantep Saha Çalışması Raporu’nu okudum.
İlki iki yıl önce yapılan aynı araştırmanın sonuçlarına göre alınan sözde önlemlere rağmen çocuk yaşta hamile kalma vakaları hiç düşmüyor.
Aileler yasal yaptırımlardan kaçınabilmek için 18 yaş altı gebe çocukları, hastaneye 18 yaş üstü bir akrabasının (teyze, yenge, abla) kimliğiyle getiriyorlar. Sağlık personeli, “yoğunluk” ve “benzerlik” nedeniyle bu durumu ayırt etmekte zorlanıyor.
Yine aileler, çocukları “erken reşit kılmak” ve evliliği yasallaştırmak için kemik yaşı tespiti talebiyle adli tıbba başvuruyor, tıbbi raporlarda “uygun değildir” denilmesine rağmen, mahkemelerin “zorlayıcı haller” gerekçesiyle evlilik izni verdiği görülüyor.
Ensest veya istismar sonucu doğan çocuklar, babanın resmi nikahlı ilk eşinin üzerine kaydediliyor. Bu yöntemle gebelik, sistemde “30 yaşında bir kadının doğumu” olarak görünüyor, çocuk yaşta gebelik ve istismar suçunun izi........
