menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sadettin Saran, bu yükü kaldırabilir mi?

85 1
28.12.2025

3 Temmuz 2011 sabahını hatırlıyorum.

Ofiste bilgisayarın tuşuna basarken çıkan o mekanik ses, televizyonlardaki kırmızı bantlarla birbirine karışmıştı. Daha mesleğin başında, 21 yaşında bir editördüm. Henüz kelimelerin insanı nasıl yaralayabildiğini, manşetlerin nasıl silaha dönüşebildiğini bilmiyordum.

Polisler Aziz Yıldırım'ın koluna girmiş halde yürürken, memleket futbolunun kalbine ilk neşter o gün vuruldu. Sonrası, Ezel’de Ramiz Dayı’nın dediği gibi oldu; o günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Ama daha iyi de olmadı.

♦♦♦♦♦

Normal bir ülkede böyle bir operasyon, sistemin aynaya bakmasıdır. Kir görülür, utanılır, temizlenir. Bizde ise ayna hep buğulu. Sildikçe, daha çok kir çıkıyor.

Futbol yeniden dizayn edildi denildi. Doğru. Ama çürük tahtalar yerinde sabit, sadece üstüne yeni boya çekildi. Bugün geldiğimiz noktada kulüp başkanları şikeyle, uyuşturucuyla anılıyor; yöneticiler kara parayla, futbolcular ve hakemler bahis kuponlarıyla manşet oluyor.

2011’de Fenerbahçe’ye kurulan kumpasın günahları bile şimdi “temize çekme” çabasıyla dolaşıma sokuluyor. Ne tuhaf ki kimse bunun sahici bir arınma olduğuna inanmıyor. Çünkü bu memlekette adalet terazisi hep rüzgar alan bir balkonda durur. Bir gün sağa yatar, bir gün sola.

♦♦♦♦♦

Kimine göre yaşananlar siyasetteki güç savaşının uzantısı. Kimine göre futboldan, sanattan topluma ayar verme denemesi. Kimine göre ekonomik ve sosyal buhranın üstünü örtme gayreti.

Her sabah yeni bir operasyona uyanan bir ülkede, teoriler de ekmek gibi bayatlamadan çoğalıyor. Hukuka güven kalmayınca, komplo teorisi milli spor haline geldi.

Sistem değişmiyor. Sadece aktörler kulis değiştiriyor. Çark aynı çark. Zaman zaman “bağırsak........

© Nefes