menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Duruşmayı Sürpriz Bir İsim de İzledi 15 Temmuz’un Kritik İsminden Akar’a Mesaj: “Evladınız İçin Neler Yaptığımı Biliyorsunuz”

39 0
01.04.2026

15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı derdest ettirmekle suçlanan eski Tümgeneral Mehmet Dişli, “ciğerini bildiği” Akar’ın yalan söylediğini iddia edip, “Onun da tek ve en yakın tanığı benim. Bir gün sözlerime değer verileceğine inanırsam, elbette söyleyecek üç-beş çift sözümüz olacaktır.” derken, Akar’ın boynundaki izin nasıl oluştuğunu da çok iyi bildiğini vurguladı. Akar’ın 14-15 Temmuz tarihlerine ait HTS kayıtlarının getirtilmesini ve ifadelerinin dikkate alınmamasını isteyen Dişli, son söz olarak Akar’a, “Sayın Akar, ben hâlâ o ağacın altındaki yerdeyim. Siz neredesiniz? Benim sizin evladınız için neler yaptığımı biliyorsunuz, ama siz benim evladıma bunu yaptınız. Bu sözlerimin ne manaya geldiğini bu ülkede sadece Hulusi Akar bilir. İnşallah duyar da bu dediklerimin anlamını anlar.” diye seslendi.

Yargıtay’ın kısmi bozma kararından sonra Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda yeniden görülen Genelkurmay Çatı Davası’nda Mehmet Dişli, önceki gün başladığı savunmasını dün tamamladı.

Öncelikle şunu belirteyim; Silivri Cezaevi’nde olan gazeteci kardeşim Alican Uludağ’ı ziyarete gittiğim için Dişli’nin dünkü savunmasını izleyemedim, ancak daha sonra savunmasını temin ettim.

Karargâh’taki Sivil ve Silahlı Kişiler Kimdi?

Savunmasının başlangıcında; “TSK-2033 Projesi” hakkında Erdoğan’a yapacakları arzı sunmak için komuta katına çıktığında uzun namlulu silahı olan, sivil giyimli kişilerce rehin alınarak, zorla dikte ettirilen bazı konuları Akar’a iletmesinin istendiğini ve silah zoruyla Akar’ın odasına sokulduğunu, ancak savcıların olayın bu kısmını hiç araştırmadığını anlatan Mehmet Dişli, “Oysa tahkikatın genişletilip yerinde keşif taleplerimiz kabul görseydi sıcağı sıcağına bu menfur olayın arka planındaki birçok karanlık nokta aydınlatılabilirdi. O saatler öncesinde, esnasında ve sonrasında komuta katında kimlerin olduğu tam olarak bilinmemektedir. Bunlar koruma timlerinden mi, Özel Kuvvetler’den mi, polis mi, başka bir birimden mi; belli değil.” dedi.

Akar’ın, kendisinin söylediğini öne sürdüğü ifadelerin doğru olmadığını, sadece “silahlı şahıslarca dikte ettirilen” hususlarda askeri deyimle “tekmil verdiğini” ve kesinlikle Akar’a herhangi bir teklifte bulunmadığını, Akar’ın elindeki kelepçenin kendisinin onayıyla kesildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirten Dişli, şöyle konuştu:

“Hulusi Akar, Genelkurmay Karargâhı’ndaki bütün generallerin üzerinde mütabık kaldığı, İkinci Başkan ve yedi karargâh başkanının imzası, 30 Daire Başkanının parafı olan bir evrakı dahi 2-3 ayda onaylamaz. Ayaküstü bir teklife, darbe girişimine katılmaya mı ikna olacak? Bu iddia, başta askerliğin ve sayın Hulusi Akar’ın olağanına aykırıdır.”

Dişli, Akar’ın kendisinin gözetiminde Akıncı’ya götürüldüğü suçlamasını da reddedip şunları vurguladı:

“Görüntüler ortada. Genelkurmay Başkanı benim gözetimimde değil, tam tersi ve görünen o ki asıl ben onun gözetiminde tahliye edilmişim. Helikoptere gidiş anımız; ben üzgün, dalgın bir şekilde yere bakarak, komutanın sol gerisinde ilerliyorum. Bu esnada, farkında olmadan tehlikeli bir şekilde yaklaştığım helikopterin arka pervanesine çarpmaktan son anda beni bizzat Hulusi Akar kurtarıyor. Kim kimin gözetiminde tahliye edilmiş? Sayın Akar’ın bu değerli gözetimi olmasaydı zaten şu anda burada olmayacaktım.”

Dişli, iddianame ve mütalaaya dayanak yapılan Genelkurmay İdari Tahkikat Raporunu hazırlayanların “FETÖ/PDY şüphelisi” olduğuna, üyelerden neredeyse yarısının daha sonra tutuklandığına veya TSK’dan ihraç edildiğine de dikkat çekerken, bu raporun ve alınan ifadelerin Akar’ın ifadelerinin altını dolduracak şekilde kurgulandığını öne sürdü.

Akın Öztürk’ü Akar Çağırdı

Dişli, savunmasının devamında, Akıncı’da olduğu gibi, ertesi gün Çankaya Köşkü’ne gittiklerinde de Akar’ın sekretarya görevini yaptığını, HTS raporunda yer alan 58 görüşme kaydının 42’sinin kriz masasındaki 8 saatlik çalışmalarına ait olduğunu, ancak 15 Temmuz’daki yerinin en önemli göstergesi olan bu görüşmelerinden söz edilmediğini vurgularken şunları kaydetti:

“Elbette ben Akın Öztürk’ün avukatı değilim. Onun oraya ne saikle geldiğini de bilmiyorum. Ancak benim bizzat kulağımla duyduğum, gözümle gördüğüm, şahit olduğum şey, Akın Öztürk’ün Hulusi Akar tarafından oraya çağrılmış olmasıdır.”

“Akar’ın En Yakın Tanığı da Benim”

Dişli, savunmasının “Hulusi Akar’ın itham (iftira)larına karşı savunmam” başlıklı bölümüne ise şöyle başladı:

“Ertesi gün Çankaya’da ‘olayın kahramanı’ iken, sebebini bilemediğim ve hâlâ bulamadığım bir nedenle son anda ‘şüpheli’ duruma sokuldum. Hulusi Akar’ın verdiği ve gerçekte yaşananlarla örtüşmeyen ifadesi, bu davada yargılanmamın çıkış noktası, hatta tek sebebi oldu. Ülke tarihinin en rezil hadiselerinden biri yaşanmış. Sıcağı sıcağına verilen ifadenin önemi de ortadayken, olayın en önemli görgü tanığı, 3 gün sonra ifade vermeye başlamış, 50 dakika sonra konuyu Mehmet Dişli’ye getirip bir gün........

© Müyesser Yıldız