Bir eylem önerisi de benden: “Kahveni al, dök!”
Ekrem İmamoğlu'nun 19 Mart'ta gözaltına alınıp, görevden uzaklaştırılması ve tutuklanmasıyla devam eden süreçte CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 'iktidara yakın' olmakla itham ettiği kurum ve kuruluşlara 'boykot' çağrısında bulundu.
Devam eden günlerde çeşitli üniversite öğrenci grupları, 'ders boykotu' yaparken, bunu yine öğrencilerin başlattığı ve sosyal medyada öne çıkan 'ekonomik boykot' kampanyaları takip etti.
Son kampanya, 2 Nisan Çarşamba gününe yönelikti. İstanbul Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi gibi okullardan birçok öğrenci çarşamba günü hiçbir alım-satım yapmama taahhüdünde bulundu.
“Konforlu bir eylem…” diye düşündüm. Ne de olsa Erdoğan’ın bu konuda söylediklerinin üzerinden uzun zaman geçmedi. “Vatandaş olarak fırsatçılık yapanlara karşı en büyük kozumuz satın almama özgürlüğümüzü kullanmaktır. Pahalı ürün satanları dize getirecek en etkili yöntemlerden biri boykottur.” demişti.
Yani, Vatandaşın “Boykot” diyerek eylem yapmasının, bu ifadelerin güvencesinde olabileceğini düşündüm. Konforlu eylem demem, ondan.
Ben de tam boykot eylemine niyetlenmişken… yani masa başımdaki eylemsizlik konumumu korurken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının "boykot çağrısı yapanlar" hakkında, "nefret ve ayrımcılık" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlarından soruşturma başlattığını öğrendim.
Yalan değil… Bir an aklım gitti… Yani boykot diyerek “Nefret ve ayrımcılık” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlarından soruşturulanların kim olduğunu ancak diğer açıklamaları görünce anladım.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat da "Boykot çağrısı yapanlara karşı ticaretinde maddi kaybı olanların tazminat davası açabileceğini" söyledi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ise "Bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır. Ekonomimize bir darbe girişimidir" dedi.
AKP Sözcüsü Ömer Çelik ise Özgür Özel'in çağrıya destek vermesini........
