menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Arınmak ve geçmiş

25 0
04.07.2026

İnternette dolaşırken ilginç bir yazı gözüme çarptı. Yazan Mirza Arabacı. Bu ismi biliyorum ama bir türlü nereden olduğunu çıkaramıyorum. Yapay zeka sorunu anında çözüyor. Evet. ‘70’li yıllardaki sol hareketlerden bildiğim bir isim. Yazar, şair  ve araştırmacı. Sendikal mücadele içinde de yer almıştı.

Mirza Arabacı, DYP-SHP koalisyon hükümetinde de, kendisi gibi sol kökenli Ziya Halis’in Çalışma Bakanlığı’nda bakanlık müşaviri olduğu sırada CHP’nin kayyımı Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili bir anısını kaleme almış. Kılıçdaroğlu o dönem Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Başkanı. Uzun olduğu için yazıyı biraz kısaltarak sizlere sunmak isterim. Buyurun:

“HATIRALAR, KILIÇDAROĞLU VE BİR ANI

“Günlerdir çoğu insan gibi ben de Kılıçdaroğlu’nun içine düştüğü bu akıl almaz durumu anlamaya çalışıyorum. Bunun için ulaşabildiğim her haberi, makaleyi büyük bir dikkatle ve mümkün olan en tarafsız gözle okuyor, söylenenleri can kulağıyla dinliyor, kafa yoruyorum.

“’Nasıl olur?’ diyorum, ömrünün son çeyreğini yaşayan birinin hatırlarını kaleme almak, kalan günlerini sevdikleriyle hoş vakitler geçirerek, hayata ve topluma olan borcunu ödeme imkanı varken neden böylesi akla zarar işler yapar?

“Para pul için, desem iğreti duruyor, yakıştıramıyorum. Güç, şehvet, ihtiras... Bu yaşta biri için zayıf kalıyor. ‘Başka bir şey olmalı,’ diyorum,’Daha önemli bir şey...’

“Kendisini yakından tanıyanların anlattıklarına bakınca anlar gibi oluyor, fakat bu mertebeye ulaşmış birinin bu kadar kör, sağır ve vicdansız olmasını kabullenemiyorum. Sonuç olarak bilgiler yetersiz, fikirler anlamsız hale geliyor.

“Zihnim beni 30-35 yıl öncesine götürdü. SHP-DYP koalisyonu iktidarı vardı. Demirel Cumhurbaşkanı, Çiller Başbakan, Ziya Halis Çalışma Bakanı, Kılıçdaroğlu SSK Genel Müdürü, ben ise Çalışma Bakanlığı’nda müşavirdim. Hayatımda ilk kez adım yüce devletimizin kayıtlarında sistemin ‘düşmanı’ değil, dostu olarak yer aldı.

“Bakan olan arkadaşım vefa gösterip benim gibi siyasi sicili kabarık birini bütün karşı çıkmalara, engelleme girişimlerine rağmen ‘müçavir’ olarak atanmamı sağlamıştı.  Müşavirlik bürokraside ‘boş koltuk’ demektir. Maaşı dolgundur. Fiyakası da cabası... Hiç kimse bir şey danışmıyordu ama yine de Bakan........

© Muhalif