Unutulmaz hikâyelerin turnuvası
Simon Kuper’in Football Against the Enemy isimli kitabı Türkçeye Futbol Asla Sadece Futbol Değildir ismiyle çevrilmişti. Türkiye’de çok tutulan ve futbol sohbetlerinin çoğunda bir şekilde sarf edilmek zorunda hissedilen bu sözün doğruluğuna, futbolseverler tarafından en çok Dünya Kupalarında şahit olunduğuna şüphe yoktur.
Her Dünya Kupası yaklaştığında hissedilen, futbolseverlerin yakından bildiği o büyük heyecanın birçok farklı nedeni sıralanabilir. Dört yılda bir düzenlenmesi, farklı ekollerin karşı karşıya gelmesi, futbol geçmişi bilinmeyen ülkelerin veya yeni oyuncuların sahne alması bu nedenlerden bazılarıdır. Ancak içlerinde en önemlisi, hiç kuşku yok ki oynanan futboldan ziyade her kupada birkaçına tanık olduğumuz hikâyelerin çekiciliğidir.
Brezilya’nın ev sahibi olduğu 1950 ve 2014 Dünya Kupalarında yaşadığı trajedileri; Roberto Baggio’nun kaçan penaltısını; Tardelli’nin, Thuram’ın, Bebeto’nun gol sevinçlerini; “Tanrı’nın Eli”ni; Pele’nin dünya sahnesine çıkışını; 1966 finalinde çizgiyi geçmeyen topu, izlese de sonradan bilgi edinse de hiçbir futbolseverin unutması mümkün değildir.
Şüphe yok ki bu tür hikâyeler 2026’da da yaşanacak ve bazıları milyonlarca izleyicinin zihnine ömürlerinin sonuna kadar kazınmış olacaktır. Bu güzel beklentinin yanı sıra, kupa henüz başlamadan yaşanan bir dizi skandalın göz ardı edilemeyeceğini de vurgulamak gerekir. Ev sahipleri arasındaki üç ülkeden özellikle ABD’nin başını çektiği bu skandallar, tıpkı yaşanacak hikâyeler gibi zihinlerde kalacak, ev sahibi ülkeyi kötü anlamda tarihe geçirecektir.
Ülkeye giriş yapacak olan kafilelere yönelik sıkı güvenlik önlemleri ve bıktıran arama uygulamaları, İran Milli Takımı’nın oynayacakları maçlar haricinde ABD’de kalmasına izin verilmemesi ve son olarak Afrika’nın en iyi hakemlerinden biri olarak gösterilen Somalili Omar Abdulkadir Artan’ın ABD’ye alınmaması, ABD’deki organizasyonun şimdiden tarihin en kötü organizasyonları arasına girmesine yetti. Ayrıca Dünya Kupası Trump’ın ayağına götürüldüğünde de görüldüğü gibi, FIFA’nın bütünüyle nasıl bir bataklığın içinde olduğu bir kez daha tescillendi.
Bütün bunlarla birlikte, oynanacak futbolun izleyenlere zevk verip vermeyeceği bir diğer soru işareti olarak karşımızda duruyor. Hatırlanacak olursa 1994’te yine ABD’de düzenlenen Dünya Kupası’ndaki maçlar Avrupa’da akşam saatlerinde rahatlıkla izlenebilmesi için erken saatlere çekilmiş, bu da karşılaşmaların genelde sıkıcı geçmesine neden olmuştu. Brezilya........
