25. saat
Yanlış hatırlamıyorsam epey ödül alan 2002 yapılı bir ABD yapımı filmin adıydı. Adeta aynı filmin adından esinlenilerek 3 Ekim 2004 günü Türkiye – AB ilişkilerinde önemli bir kavşak noktasının dönüm noktasını yaşamıştık. AB yetkilileri Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasına yönelik 3 Ekim 2004 tarihi için söz vermişler, ancak gün boyunca yapılan çalışmalar gün içine sığmayınca, 3 Ekim gününe 1 saat ekleyip, 25. saatte tam üyelik müzakerelerini başlatmışlardı.
Bu yazının yazılma tarihi olarak 1 Ekim 2026 gününü baz alırsak, üzerinden hemen hemen tam 22 yıl geçmiş. Peki 22 yılda, 22 yıl önce beslediğimiz umutlarımızdan geriye bir şey kaldı mı? Maalesef cevabımız koskocaman bir hayır.
Hoş müzakereler başlarken bile bir hayal kırıklığının izlerinin olduğunu da itiraf etmek gerekir. Müzakereleri yürütmekten sorumlu Avrupa Komisyonu yayınladığı müzakere çerçeve belgesinde, “Türkiye ile yapılacak müzakerelerin açık uçlu olduğunu, müzakereler tam üyelikle sonuçlanmasa bile Türkiye’nin AB limanına mutlak surette demir atması gerekliği”nin altını çizeceklerdi.
Müzakere çerçeve belgesinde ortaya çıkan bu muğlak ifadenin ardından dönemin AB sahnesindeki iki önemli figür, Fransa Devlet Başkanı Sarkozy ile Federal Alman Şansölyesi Merkel: “biz burada olduğumuz sürece Türkiye asla tam üye olamaz!” diyerek gerçek niyetlerini ortaya koyacaklardı. Hatta Sarkozy sözlü beyanla........
