Arınmak, Öyle Mi?
Siyasi gündemi takip ederken bitkin hissediyorum, birçoğumuz gibi. Yerel siyasetin iç dedikodularından genel merkezlerin gürültüsüne, ülkede siyasetin yapıldığı veya yapılıyormuş gibi davranıldığı bütün kurumlarda geniş kapsamlı bir tiyatro icra ediliyormuş da biz bunu izlemekle mükafatlandırılmışız gibi bir hava var ülkede. Halbuki gencinden emeklisine, emeklisinden orta yaşlısına, orta yaşlısından beyaz yakalısına, beyaz yakalısından mavi yakalısına toplumun sınıflandırabileceğimiz bütün zümrelerinin gözündeki ışık sönmüş sanki.
Türkiye’de iktidar, bitmiş hikayesine yıllar katmak veya bu hikâyeyi bambaşka bir varyasyonla yeniden yazmak için hepimizi esareti altına almış, sinirlerimizin ucuyla oynuyor. Ülkeye sunduğu kutuplaşma iklimi, enflasyon, yoksulluk, yozlaşma ve yargıdaki siyasallaşma kendilerine yetmemiş anlaşılan. Şimdi de siyasi mühendisliğe girişerek son seçimlerin birinci partisini dünya hukuk tarihi literatürüne geçecek emsal bir kararla ikiye böldü ve hepimizi gündemden “arındırarak” bu ikilikten çıkan sorumsuz kavgaya kilitledi.
Çoğumuz destekledik 2023 seçimleri öncesinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu, kimsenin ideal adayı olmamasına rağmen. Filtresiz konuşmak gerekirse örgütü ve CHP elitini uzun bir süre maharetli şekilde kendisine razı bırakmasına karşın kendisinin seçmen tabanında karşılığı çok uzun zamandır yoktu. Sokaktan geçen sıradan insanlar olarak el mecbur, kendisini Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı sıfatıyla destekledik, alternatifsiz olması ve gerçekten Erdoğan’a karşı bir şansının bulunması nedeniyle kampanyasına dört kolla sarıldık. Peki sonuç? Geçmiş on üç senede olduğu gibi sorumluluk almayan bir tavır ve neşeli bir çehreyle “gayet iyiyim” açıklaması…
Seçimlerin ardından Kemal Kılıçdaroğlu’na oldukça yakın görünen bir ekip “değişim” mottosuyla, ihtiyaç duyulan bir çıkış yaptı. Lakin bu çıkışı açıkçası ben, biraz şüpheyle takip etme gereği hissettim. Değişim iddiasının doğru bir zamanda oluştuğunu ancak değiştirecek ekibin 2023 kampanyasının çekirdeğinde bulunan figürlerden oluştuğunu görüyor olmak açıkçası çelişkili fikirler uyandırmıştı. Öte tarafta Kılıçdaroğlu’ysa oldukça dar bir MYK açıkladı ve mecbur olduğu kurultay sürecini başlattı.
Mevcut siyasal partiler kanunun genel başkana tanıdığı sonsuz yetki havuzu içerisinde görevdeki genel başkanı değiştirmek pek kolay iş değil. Bu noktada CHP’nin diğer partilerden farklı olduğu yorumlarına da katılmıyorum. CHP içerisindeki farklı hizipler birbirleriyle çekişir görünse de parti örgütünün her kademesinde oldukça donuk, katı, değişime kapalı, statükocu ve feodal bey mantığıyla hareket eden güçlü gruplar........
