menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İTTİHAT TERAKKİ’DEN AKP’YE KULLANIŞLI BİR ARGÜMAN OLARAK İSLAM

10 1
04.02.2026

İTTİHAT TERAKKİ’DEN AKP’YE KULLANIŞLI BİR ARGÜMAN OLARAK İSLAM

Şüphesiz ki din, dünyevi iktidarlar için vazgeçilmez bir meşrulaştırma aracı olarak tarihin her döneminde önemini korumuştur. Gerek Batı toplumları, gerekse Doğu toplumları açısından bu hakikatin varlığı inkâr edilemez. İnsanlık tarihi boyunca kurulan devletler, iktidarlar, saltanatlar, krallıklar, gerek tek adam rejimleri gerekse meclisli yapılar, her zaman dine yaslanarak toplumların gözünde meşruluk aramıştır.

Tanzimat’la birlikte başlayan Müslüman modernleşmesinin başlangıcından bu yana da benzer manzara – şüphesiz daha öncesine de dayanmakla birlikte – kendisini göstermektedir. Bu manzaranın örgütlü bir şekilde ete kemiğe bürünür haliyle görünmeye başlaması, Batılı bir yaşam tarzını Müslüman memlekete taşımaya çalışan İttihat Terakki girişimleriyle olmuştur.

İttihat Terakki’nin örgütlü bir yapı olarak ortaya çıkmasından önce de, din olarak İslam, ümmet olarak Müslümanlar, II. Abdülhamid tarafından İslam üzerinde buluşulmaya çağrılmış ve “İttihadı İslam” adı altında İslam aleminin birlikteliğini sağlama çabaları sergilenmiştir. Abdülhamid her ne kadar İslam Birliğini sağlama gayreti gösterse de, Müslüman memleketin bir Avrupa gibi olması için en çok çaba gösterenlerden biri olduğu söylenebilir.

II. Abdülhamid, Avrupa’ya karşı direnmek için bir yandan İslam Birliği fikrinin tutması için İslam’ı sürekli gündemde tutar iken, diğer yandan da Avrupa merkezli yeni bir siyasi ve toplumsal oluşuma gayret ettiği söylenebilir. Bu çabalar arasında Latin harflerinin kabulü, Miladi takvimin yürürlüğe girmesi, Batı müziğine önem verilmesi, tek kadınla evlilik gibi birçok reformu gerçekleştirmek istiyordu. Fakat bütün bunları isterken, aynı zamanda “İttihad-ı İslam” demekten de vaz geçmiyordu.

Hem İttihad-ı İslam fikriyle ümmeti toparlamak istiyor, hem de Avrupa’ya benzemek ve Avrupalı olmak için siyasi ve ekonomik alanda alabildiğine çalışıyordu. Bütün bunların yanında Abdülhamid’in dikkat çeken diğer bir yanı da, “Halife” sıfatını “Sultan” sıfatının önüne çıkarma çabasıdır.

İttihatçılar Abdülhamid’i devirip meşruti idareyi tesis edince büyük teveccüh kazanmış, hürriyet ve müsavat gayeleri gerçek olmuş, memlekette bayram havası esmeye başlamıştır. İktidarları öncesi örgütlenme dönemlerinde dönemin ulemasının yardımıyla gavurluk damgasından sıyrılmaya çalışan ve bu hususta başarılı da olan İttihat Terakki, İslam’ın ve dinin kavramlarıyla kendisine meşru bir zemin oluşturdu. Fakat iktidara gelir gelmez işlediği cürümlerden dolayı asıl niyetleri ortaya çıktı.........

© Mir'at Haber