ÇOCUK GÖZÜYLE FİRAVUNLAR
ÇOCUK GÖZÜYLE FİRAVUNLAR
Kahire’de Mısır Müzesi’ni oğlumla birlikte gezdik.
Etkilenmemek mümkün değildi. Ama beni asıl etkileyen altın eşyalar ya da dev heykeller değil, altında yatan inanıştı. Öylesine zengin ve güçlü bir medeniyetin korkusunu gördüm eserlerinde.
Çünkü bu müzede hayat yoktu.
Her şey ölüm içindi. Tabutlar, mumyalar, mezar eşyaları… Ölümden sonrası için hazırlanmış her şey. Mezarlar için yapılan sanat, saray eşyalarından daha gösterişliydi.
Bir mumyanın önünde durduk. Oğlum uzun uzun baktı. Sonra bana döndü ve dedi ki:
“Anne, bu krallar neden kendilerini mumyalamak istemişler? Bedenimiz çürüse ne olur ki, önemli olan ruhumuz değil mi?
Koskoca bir medeniyetin korkusunu, bir çocuk dile getirebiliyordu. Mısırlılar ölümden sonrasına inanıyordu, burası muhakkak. Hatta bunu çok önemsiyorlardı. Ama bedenlerini korumaya çalışmışlardı, ruhlarını değil; eşyalarını mezara koymuşlardı, amellerini değil.
O an, duygularımdan mı müzenin serinliğinden mi bilemedim, ama içim ürperdi. Ve fark ettim ki bu ihtişamın altında yatan, insanlığın........
