menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Finansal Sistem “Dot-com krizi” ile Çöken Dönüşümü Tamamlayabilir mi?

5 7
27.01.2026

Finansal Sistem “Dot-com krizi” ile çöken dönüşümü tamamlayabilir mi?

Bugünkü yazımızda hayatımızdan çekip alamadığımız teknoloji ve buna bağlı olarak dönüşen sistemden bahsedeceğim. Teknoloji derken yalnızca araçlardan değil; bize dayatılan bir yaşam biçiminden söz ediyoruz. Teknolojinin vazgeçilmez hâle gelişi, kendiliğinden bir ilerlemenin değil, gündelik hayatı yeniden şekillendiren güçlü bir yönlendirmenin sonucudur. Bu yönlendirme, insanı dönüştürmüş; yeni bir toplum prototipi ve onunla uyumlu, gerçek parayı dışlayan türev bir finans anlayışını da beraberinde üretmiştir.

Ortaya çıkan bu yeni zihniyetle toplum, küresel finans sistemini yalnızca kabullenmekle kalmıyor; davranışlarıyla onu onaylıyor ve yeniden üretiyor. Buna karşın, bireysel olarak sıkça dile getirilen “paradigma değişmeli” itirazları, toplumsal ölçekte bir tutum ve davranışa dönüşemiyor. Çünkü pratikte oluşan talep, mevcut düzenin devamından yana bir karakter sergiliyor.

Yaşam tarzları, genellikle paranın biçimini belirlemiştir. Maalesef bugün de farklı bir durum yoktur. Toplum, sosyal ve iktisadi tercihleriyle bu dönüşümü fiilen talep eder konumdadır.

Bu yazının çıkış noktası tam olarak burasıdır. Peki talep edilen bu yapı hak, hukuk ve adalet iddiasını gerçekten taşıyor mu, yoksa sadece işler görünmeyi mi başarıyor?

Dönüşmekte olan sistemik yapı, topraksız devletler, devasa şirketler üretiyor. Bu şirketler üzerinden rekor kârlar açıklanıyor olmasına karşın, alım gücü azalıyor, toplum fakirleşiyor. Çünkü; teknoloji ve dijitale bağımlı bu yeni sistemde para değil, taahhüt var. Gerçek mal ve hizmetler değil, gelecek satılıyor. Bugünün talebi, gelecekte aynı güncelliğini koruyabilecek mi…

Kar var ama para yok. Böyle bir düzen ayakta kalabilir mi?

Son dönemde “Filanca teknoloji devi rekor kâr açıkladı” gibi söylemleri sıkça duyuyor, medyadan takip ediyoruz. Peki aynı anda neden borçlar artıyor, neden orta sınıf daralıyor, neden gençler gelecek planı yapamıyor?

O halde ortada bir çelişki mi, yoksa bilinçli olarak kurulmuş bir finansal kurgu mu var..?

Bugün, dev teknoloji firmalarının açıkladıkları kârların önemli bir bölümü, kasaya giren paradan değil; henüz yapılmamış işlerden, teslim edilmemiş hizmetlerden, geleceğe yazılmış gelirlerden oluşuyor. İşin esası; bu iktisada dayalı gerçek bir üretim başarısı değil, muhasebe usullerine dair sözde bir başarıdır.

Microsoft, Oracle, OpenAI gibi şirketler artık ürün satmıyor; geleceği satıyor. Üç-beş yıllık abonelikler, kullanılmasa bile ödenecek taahhütler ve tahakkuk kârları…

Kâr hanesi dolu, ama ekonomiye dair gerçek pazar boşalıyor.

Tabii ki bu düzen devam ettiği sürece sorun yok gibi görünebilir. Bakalım artarak devam eden bu taahhütler ve abonelikler ne zamana kadar ikna edici olabilir. Finans kapitalin krizler tarihi bize şunu defalarca gösterdi ki; geleceği bugüne doğru fazla çekerseniz, yarınlarınızı çökertirsiniz. Bugünün dijital finans mantalitesi de diğerleri gibi dolaylı/dolaysız geleceğin, yani zamanın fiyatlanmasıdır.

Teknoloji bağımlı sektör temsilcilerinden dijitalleşmeye dair yüceltici ifadeleri, ağız dolusu övünerek anlatılan kârları........

© Mir'at Haber