menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SAVAŞIN EŞİĞİNDE DÜNYA: ABD–İRAN GERİLİMİ NEREYE GİDİYOR?

15 0
yesterday

SAVAŞIN EŞİĞİNDE DÜNYA: ABD–İRAN GERİLİMİ NEREYE GİDİYOR?

Orta Doğu bir kez daha küresel bir kırılmanın merkezinde. ABD ile İran arasında uzun yıllardır devam eden gerilim, son gelişmelerle birlikte yeniden tehlikeli bir tırmanış sürecine girmiş durumda. Bu gerilim artık yalnızca iki ülke arasındaki bir kriz değil; enerji hatlarından küresel ticarete, bölgesel dengelerden büyük güç rekabetine kadar geniş bir alanı etkileyen çok boyutlu bir mücadeleye dönüşmüş durumda.

GERİLİMİN ARKA PLANI: BİTMEYEN HESAPLAŞMA

1979 İran Devrimi sonrası kopan ABD–İran ilişkileri, aradan geçen on yıllara rağmen hiçbir zaman normalleşmedi. Nükleer program, yaptırımlar, vekil güçler ve bölgesel nüfuz mücadelesi iki ülkeyi sürekli karşı karşıya getirdi.

Özellikle 2015 İran Nükleer Anlaşması ile kısa süreli bir yumuşama yaşansa da, Donald Trump döneminde anlaşmadan çekilme kararı gerilimi yeniden alevlendirdi. Bu süreçten sonra karşılıklı tehditler, ekonomik yaptırımlar ve sahadaki dolaylı çatışmalar hız kazandı.

SAHADA GERÇEKLER: DOĞRUDAN DEĞİL AMA SÜREKLİ ÇATIŞMA

Bugün ABD ve İran doğrudan savaşmıyor gibi görünse de sahadaki tablo farklı. Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan gibi bölgelerde iki tarafın desteklediği unsurlar sık sık karşı karşıya geliyor.

İran Devrim Muhafızları ve ona bağlı yapılar ile ABD’nin bölgedeki askeri varlığı arasındaki gerilim, “kontrollü çatışma” şeklinde ilerliyor. Ancak bu denge son derece kırılgan.

Küçük bir yanlış hesaplama, sınırlı bir saldırı ya da kontrol dışı bir hamle; bölgesel bir savaşı tetikleyebilecek potansiyele sahip.

ENERJİ VE HÜRMÜZ BOĞAZI: KRİTİK KIRILMA NOKTASI

Gerilimin en kritik boyutlarından biri enerji güvenliği. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmı Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşiyor.

İran’ın bu hattı tehdit etmesi ya da ABD’nin askeri müdahale ile karşılık vermesi, yalnızca bölgeyi değil tüm dünya ekonomisini sarsabilecek bir etki yaratır. Petrol fiyatlarında ani sıçrama, küresel enflasyon ve ekonomik kriz ihtimali bu senaryonun en somut sonuçları arasında.

BÜYÜK GÜÇLER DENKLEMİ: SADECE İKİ ÜLKE MESELESİ DEĞİL

ABD–İran gerilimi artık çok taraflı bir güç mücadelesine dönüşmüş durumda. Çin ve Rusya, İran ile geliştirdikleri ilişkiler üzerinden bu denklemde önemli rol oynuyor.

Özellikle Çin’in enerji ihtiyacı ve Rusya’nın Batı ile yaşadığı gerilim, İran’ı stratejik bir ortak haline getiriyor. Bu da olası bir çatışmanın küresel bloklar arasında daha geniş bir krize dönüşme riskini artırıyor.

SAVAŞ OLUR MU? EN KRİTİK SORU

Bugün en çok sorulan soru bu: ABD ve İran gerçekten savaşa girer mi?

Kısa vadede tarafların doğrudan, geniş çaplı bir savaşı göze almak istemediği görülüyor. Çünkü böyle bir savaşın maliyeti sadece askeri değil; ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak da son derece ağır olacaktır.

Ancak risk tamamen ortadan kalkmış değil.

Gerilim artık öyle bir noktada ki; savaş bir tercih olmaktan çıkıp bir “kazaya” dönüşebilir. Yani taraflar istemese bile, sahadaki bir kıvılcım büyük bir yangını tetikleyebilir.

SONUÇ: DÜNYA KIRILGAN BİR DENGE ÜZERİNDE

ABD–İran hattında yaşananlar, bize modern dünyanın en tehlikeli gerçeğini hatırlatıyor: Büyük savaşlar artık çoğu zaman planlanarak değil, kontrolden çıkarak başlıyor.

Bugün Orta Doğu’da yaşanan her gelişme, yalnızca bölgesel bir haber değil; küresel sistemin geleceğine dair bir işaret.

Ve görünen o ki; dünya bir kez daha ince bir çizgide yürüyor.


© Mir'at Haber