SİYASET, DİN VE AHLAK’IN BELİRLEYİCİSİ HALİNE Mİ GELİYOR
SİYASET, DİN VE AHLAK’IN BELİRLEYİCİSİ HALİNE Mİ GELİYOR
Siyaset, toplumu yönetme sanatı ve çabası olarak bilinmektedir. Bu mesleğe soyunan insanın, birçok yönden örnek olması ve önemli hatalar içinde yer almaması gerekiyor. Fakat, Türkiye’deki “partili siyaset” Batı’dan aldığı birçok unsur ile hem kendini toplumun yegâne yönlendiricisi ve belirleyicisi konumuna getirmiş durumda.
Siyaset mi, Particilik mi
Siyaset, yönetme kültürü ve tekniği olarak anlaşılması gereken bir kelime. Fakat, siyaset bir amaç değil!.. Siyaset, bir metot ve usul sistemi. Siyasetin bir ahlakı ve kültürü bulunmakta, bu ahlak ve kültür doğrultusunda insan, toplum ve politika hedefine yönelik kural ve teknikler kullanılarak, en iyi hedeflere ulaşmak istenmektedir.
Parti, Batı’da farklı inanç, kültür ve menfaatler, toplum gruplarının birbirinden uzaklaştırmış ve hatta birbirine düşman hale getirmişti. Sosyal, iktisadi ve hukuki hayattaki bu ayrım, siyaset ve yönetimde de kendisini gösteriyordu. Bu yüzden, her grup kendi siyasi partisini kurma ihtiyacı hissediyordu. Çünkü, diğer gruplardan kendi hak ve menfaatini korumasını isteme durumu yoktu. Bu durum siyaset konusunda farklı partilerin bir güç mücadelesi ile, toplumları yönetme çabası haline gelmişti.
Meşrutiyet dönemi Batıcıları, Avrupa’nın maddi kalkınmasına bakarak, Batı’nın nasıl geliştiğini incelerken, olayın siyasi tarafına bakıp, Batı’daki parlamento ve anayasa sistemini alel acele alıp, bu sistemin bizim sosyal sistemimize uygun olup olmadığını bakmadılar!.. Birbirine dost ve kardeş........
