İMAM HATİP OKULLARININ GELECEĞİ
İMAM HATİP OKULLARININ GELECEĞİ
Görev yaptığım ilin imam hatipliler derneği başkanı, orta derecede nüfus yoğunluğuna sahip bir ilçemizde geçen yıl imam hatip okullarına hiçbir öğrencinin kayıt yaptırmadığını, bu yıl da durumun değişmeyeceği bilgisini aldıklarını, dernek olarak bu durumdan büyük üzüntü duyduklarını söyledi. Ardından da şahsımın o ilçenin merkez camisinde bir Cuma Vaazında ilçe sakinlerinden imam hatipleri sahiplenmelerini tavsiye eden bir konuşma yapmamı istedi. Ben de “olur” diyerek dernek yetkilileriyle birlikte o ilçeye gittik. Belediye başkanlığı başta olmak üzere ilçenin bazı kurumlarını ziyaret edip konuyu onlarla da istişare ettik. Daha sonra Cuma vaazında; “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir grup bulunsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Âl-i İmran 3/104) ayeti etrafında bir vaaz konuşması yaptım. Konuşmanın özeti şöyleydi:
“(…) Değerli Kardeşlerim! İslam inancına göre her Müslümanın dinini öğrenmesi ve öğrendiği bilgileri ailesinden başlayarak çevresine öğretmesi önemli bir görevdir. İslam’ın ilk yıllarından itibaren Peygamberimiz vahiy meleği Cebrail’den öğrendiği bilgileri ailesinden başlayarak insanlara öğretmiş ve dinin nasıl yaşanacağını davranışlarıyla topluma göstermiştir. Her geçen gün Müslümanların sayısı artınca, Peygamberimiz Medine Mescidinin bir bölümünü öğretmen okulu olarak tahsis etmiştir. Burada yetişen ve Suffe Ashabı olarak bilinen sahabeler İslâm’ın ilk öğretmenleri olarak tarihe geçmiştir. Peygamberimizin sağlığında ve vefatından sonra Mekke ve Medine başta olmak üzere değişik bölgelerde İslam’ın öğrenilip yaşanmasında bu öğretmenler topluma rehberlik etmiştir.
Vaazımın başlangıcında okuduğum ayetin hükmünce her Müslüman dinini belli ölçüde öğrenip yaşamakla sorumludur. Ancak iyiliklerin daha da yaygınlaşması ve kötülüklerin azalması konusunda topluma rehberlik edecek bilgi ve donanıma sahip bir grubun yetişmesi Allah tarafından tüm Müslümanlara verilmiş bir görevdir. Bu görev İslâm’ın Mekke ve Medine döneminde Suffa Ashabının çalışmalarıyla, daha sonraki dönemlerde camilerde ve medreselerde yetişen öğretmenlerin gayretleriyle yerine getirilmiştir. Tarihten beri devam eden bu hizmet günümüzde camiler, Kur’an kursları, imam hatip okulları ve ilahiyat fakülteleri aracılığıyla yürütülmektedir. Bu kurumlar içerisinde özellikle imam hatip okulları din eğitiminin bel kemiğini oluşturmaktadır.
Bu günlerde eğitim çağındaki çocuklarımız okul tercihi yapmaktadır. Tercih yaparken çocuklarımızın ilgi ve kabiliyeti yanında okulun niteliğini de gözetmek gerekir. Elbette ülkemizdeki eğitim kurumlarının her biri ayrı bir öneme sahiptir. Ancak bu tercih sürecinde Yüce Rabbimizin “İçinizden hayra çağıran ve kötülüklerden sakındıran bir grup çıksın.” öğüdüne uyarak, isteği ve yeteneği olan çocuklarımızı imam hatip okullarına yönlendirmemizde büyük yarar vardır.
İmam hatipler, hem ortaokul hem de lise düzeyinde eğitim öğretim veren kurumlarımızdır. Bu okulların orta kısmında genel ortaokul derslerine ilâve olarak Arapça, Kur’an-ı Kerim ve Dini Bilgiler gibi dersler yer almaktadır. Lise kısmında ise Matematik, Edebiyat, Tarih, Coğrafya, Felsefe, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Sosyoloji gibi genel lise dersleri yanında Kur’an-ı Kerim, Arapça, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Siyer, İslâm Kültür ve Medeniyeti dersleri okutulmaktadır.
Günümüzde imam hatip okullarından mezun olanların Tıp, Hukuk, İktisat, Mühendislik, İlahiyat, Edebiyat, Tarih, Sosyoloji ve Psikoloji gibi pek çok alanda başarılı oldukları görülmektedir.........
