AZİZ MAHMUD HÜDÂYÎ’NİN BİLDİRİSİ: TOPLUMSAL ÇÜRÜME KARŞISINDA “İNSAN KALMA” İKAZI
AZİZ MAHMUD HÜDÂYÎ’NİN BİLDİRİSİ: TOPLUMSAL ÇÜRÜME KARŞISINDA “İNSAN KALMA” İKAZI
Zaman, ruhun köşe bucak sıkıştığı, erdemin gürültülü kalabalıklar arasında sessizliğe mahkûm edildiği çetin bir eşikten geçiyor. Bugün karşı karşıya kaldığımız kronikleşen kriz, yalnızca ekonomik dalgalanmaların ya da konjonktürel siyasî çalkantıların ötesinde, insanı insan kılan mukaddes değerlerin aşındığı derin bir ontolojik erozyondur. Utanma duygusunun kalkanları indirmiş, kötülüğün sıradanlaşıp hatta alkışlanır hâle geldiği bir çağda, vicdan sahibi kurumların ve hakikat erbabının susması, artık bir sükûnet değil, suça ortak olma riskini barındırır. İşte tam da bu boğucu iklimde, köklü irfan merkezlerinden gelen her ses, toplumsal hafıza için bir can simidi kıymeti taşır. Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın kamuoyuyla paylaştığı son bildiri, bu karanlık tünelde yakılmış cılız bir lamba değil, zihinleri ve sorumluları uyarmayı amaçlayan sarih bir ihtarname niteliğindedir.
Ahlâkî Erozyon ve Utanma Duygusunun Yitimi
Bir medeniyet iddiasının taşıyıcı kolonları sarsıldığında, ilk feda edilen şey “haysiyetli insan” modelidir. Bildirinin parmak bastığı meseleler; ekranlardan evlerimizin en mahrem köşelerine kadar sızan ahlâkî yozlaşmadan, sanal kumar bataklıklarına, adaletsizlik çarklarına ve hukukun evrensel ilkelerinin zedelendiği alanlara kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsar. Gündüz kuşağı kisvesi altında aile müessesesini dinamitleyen, sadakatsizliği meşrulaştıran yapımların denetlenmemesi, masum bir ihmal olarak görülemez. Bu, nesillerin zihni zehirlenmesine rıza göstermektir. Cezaların kâğıt üstünde kaldığı, reklam gelirlerinin ahlâkî değerlerin önüne geçtiği bir düzen, iktisadî kalkınma masallarıyla maskelenemez. Ruhunu, ideallerini, davasını ve geleceğini kaybeden bir toplumun,........
