HİLAL KONUSUNDA SUUDİ AMERİKA YİNE ÇAKTI!
HİLAL KONUSUNDA SUUDİ AMERİKA YİNE ÇAKTI!
İslam âlemi, bu sene yine aynı günde Ramazan’a başlayamadı. “Mekke ve Medine bizim yönetimimizde, dinî günlerin başlangıcını ilan etmek bize aittir” havasıyla ön almak peşinde. Hâlâ teknolojik ve ilmî gelişmeyi İslam’a hizmet ettirmekten aciz kalan Suud uleması, gökyüzünde hilal aramakta… “İsraille savaşmak caiz değildir” diye fetva veren sözüm ona “âlimler(!) heyeti başkanı”nın idaresi altında olan ulema sürüsünden başka türlü karar beklemek, eşyanın tabiatına aykırı olurdu.
Aynı günde oruca başlamakta ve aynı günde bayram etmekte birlik oluşturamayan İslam âleminin, küfrün zulmüne karşı bir araya gelmelerini beklemek, ham hayal gibi geliyor. Emperyalizmin uşaklığını yapan kukla liderler, yerle yeksan olup yerine, halkıyla bütünleşen milli liderler geçene kadar, İslam birliğini sadece hayal edeceğiz demektir.
Astronomi ilminin milimetrik hesaplarla gök cisimlerinin hareketlerini ve dünyadan görünme zaman ve yerlerini tespit ettiği bir dünyada, bu konudaki fıkhî bilgileri güncelleme yerine, geçmişi aynen taklit eden bir ilkel ülke, Müslümanların birlikte aynı heyecanı ve mutluluğu yaşamalarına engel olmaktadır.
Rasûlullah (sav), hilalin tespiti ile ilgili şöyle buyurur: “Biz ümmi bir topluluğuz, yazma ve hesap bilmeyiz, ay şöyle şöyledir… Yani bazen yirmi dokuz, bazen de otuzdur.” (Buhari, Savm, 13)
Büyük hadis Âlimi Ahmed Şakir “Evâilü’ş-Şuhüri’l Arabiyye/Arap Aylarının Başlangıçları” adlı risalesinde şunları kaydetmektedir:
“Hiç şüphe yok ki, gerek İslâm’dan önce ve gerek İslâm’ın başlangıcında, Araplar uzay ilimlerini kesin ilmî bir bilgiyle bilmiyorlardı. Yazmayan ve hesap bilmeyen ümmi bir topluluk idiler. Bu konuda bir şeyler bilenler de ancak bazı ön bilgileri veya dış/kabuk kısmını biliyorlardı. Bunları ise matematiksel kurallara dayanmayan, kesin deliller üzerine bina edilmeyen mülahazalar ve izleme ile işitme ve haber alma şeklinde öğrenmişlerdir. Bunun içindir ki, Rasûlullah (sav) onların ibadeti için ayın tespitinde başvuracakları şeyi, her birinin veya çoğunun imkânı dâhilinde müşahede edebileceği kati bir durum kıldı ki, bu da yalnızca çıplak gözle hilalin görülmesidir. Bu insanlara ayların tespiti için hesap ve astronomiyi tayin etseydi bu, vakıaya ve hikmete uygun olmazdı. ‘Bu, hesabın değil, rü’yetin muteber olması hakkında doğru bir açıklamadır. Ama sonradan bilenler çıksa bile oruçtaki sadece görmenin muteber olması hükmü devam eder’ şeklindeki yorum ise yanlıştır. Çünkü yalnızca görmeye itimat edilmesi durumu, hadiste belirtilen bir illet ile illetlenmiştir. O da, ümmetin yazma ve hesap bilmeyen ümmi bir topluluk oluşudur. İllet ise, varlıkta da yoklukta da malul ile birlikte döner. Dolayısıyla ümmet, ümmiliğinden çıkıp da yazan ve hesap eden........
