BATSIN BU DÜNYA!
Hangi televizyon kanalını açarsanız açın ilk sırada verilen haberler, dünyada cereyan eden savaşlardır. Başta İsrail ve ABD’nin İran’a yaptığı saldırı ve İran’ın dini lideri Ali Hameney ile üst düzey yetkililerinin öldürülmesi… Füze atışları… Büyük patlamalar… İran’da bir okula atılan füze neticesinde 160 masum kız öğrencinin ölmesi… Biraz daha doğuda Pakistan-Afganistan sınır çatışmaları ve ilk belirlemelere göre 274 Afgan, 12 Pakistan askerinin öldürülmesi… Hindistan’da Hinduların Müslümanlara yaptığı zulümler… Doğu Türkistan’daki Çin zulmü…
Çeşitli kaynaklar, insanlığın 5 bin yıllık tarihinde savaşsız geçen yılların yalnızca 292 yıl olduğunu kaydediyor. Aynı kaynaklara göre bu savaşlarda 4 milyarın üzerinde insan hayatını kaybetmiştir. Sözgelişi Asya, Avrupa, Afrika ve Okyanusya dâhil dört kıtada birden yapılan İkinci Dünya savaşı 50 milyon insanın ölümüne, 100 milyondan fazla insanın da sakat kalmasına neden olmuştur.
Dünya Sağlık Örgütünün bundan 25 yıl önce, 2001 yılındaki “Global Launch Of the World Report on violence and Health” başlıklı raporunda şiddete ve savaşlara dikkat çekilerek şöyle deniliyor: “Şiddet bütün dünyanın gündeminde ve rahatsızlık veriyor. Dünyanın her yerinde günde ortalama 4 bin 400 kişi; yılda 1,6 milyon kişi şiddet yüzünden ölüyor. Milyonlarca insan ise bu savaşlardan çeşitli şekillerde zarar görüyor.” 25 yıl sonra yani bugün mutlaka bu rakamlar katlanarak uçmuştur.
Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1 Eylül’ü “Dünya Barış Günü” olarak ilan etti ve yarım yüzyılı aşkın 1 Eylül, dünyada çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Fakat bunca çaba ve kutlamalara rağmen dünya barış yüzü görmemiştir, bu gidişle göreceğe de benzemiyor.
Maalesef çağımızın medenî diye yutturulmaya çalışılan, teknolojik bakımdan gelişmiş olan ülkelerine baktığımızda, ulaştıkları teknolojilerle insanlık âleminin topyekûn kalkınmasına katkı vereceklerine, İsrail için tehdit gördükleri veya menfaatlerine engel olmaya çalışan ülkelere karşı, son model teknolojik silahlarını kullanarak katliamlar yapmaktadırlar.
Bugünlerde İran-ABD-İsrail üçgeninde cereyan eden savaşa dönecek olursak; mezhebine bağlılarının canla başla savunduğu Şii âleminin dini lideri Ali Hamaney katledildi. Şia yayılmacılığını Afrika’nın en ücra topraklarına kadar ulaştırmak için milyarlarca dolar harcamıştı. Sünni Müslümanları insan olarak görmemişti. Beşar Esed Suriye’de yüzbinlerce masumu katlederken o da Baas rejimine destek veriyordu. Sednaya Hapishanesinde........
