menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“TARİHİN GERÇEK YÜZÜ” İLE TANIŞMAYA HAZIR MISINIZ?

37 0
14.09.2026

“TARİHİN GERÇEK YÜZÜ” İLE TANIŞMAYA HAZIR MISINIZ?

Çocukluğumuzdan beri bazı isimleri “kahraman”, bazılarını “hain”; bazı olayları “zafer”, bazılarını ise “gericiliğin ve ihanetin göstergesi” olarak öğrendik. Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne uzanan resmî tarih anlatısı, yakın geçmişimizin birçok önemli olayını belirli bir bakış açısıyla yorumladı. Bu yorumlar zaman içinde ders kitaplarına, törenlere, filmlere ve toplumsal hafızaya yerleşti; öyle ki artık sorgulanmaksızın “malumun ilanı” gibi tekrar edilir oldu.

Tarih, geçmiş ile bugün arasında kurulan bir hafıza ve anlam dünyasıdır. Bazen bir olayın kendisinden çok, o olay hakkında yıllar boyunca bize anlatılanlar zihnimizde yer eder. Zamanla bazı yorumlar “değişmez gerçekler” gibi kabul edilir, bazı sorular ise hiç sorulmadan geçilir. İşte tam da bu sorulardan hareketle Beyan Yayınları, yakın tarihimize farklı pencerelerden bakmak, yerleşmiş kabulleri yeniden değerlendirmek ve tartışmalı meseleleri daha yakından ele almak amacıyla “Tarihin Gerçek Yüzü” serisini okurlarla buluşturuyor.

Serinin editörü Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan, projenin çıkış noktasını “olgu” ile “algı” arasındaki ayrıma dayandırıyor. Tarih, milletlerin birliğini sağlayan, vatan sevgisini geliştiren, geleceğe yön veren güçlü bir bilgi alanıdır; ama aynı zamanda müdahaleye en açık beşerî bilim dallarından biridir. Belge ve bilginin görmezden gelinip hatıralarda anlatılanların sorgusuzca aktarılması, bazı olayların üstünün örtülmesi, bazı komutan ve kahramanların unutturulmaya çalışılması, bazı tarihi şahsiyetlerin itibarsızlaştırılması ya da tam tersine gerçeküstü bir kimliğe büründürülmesi gerçeğin yerini bir “algı”nın almasına yol açar. Beyhan’ın vurguladığı gibi, algı üzerine inşa edilen tarih ideolojik kavgaya malzeme olmaya son derece müsaittir; milleti ayrıştıran, kavgayı büyüten bir tefrika aracına dönüşebilir. Oysa tarihin asıl birleştirici rolünü algılarla berhava etmek, tarihe ve millete karşı işlenmiş büyük bir kusurdur.

Kitaplar, tarihî şahsiyetlerin ne övgüye ne de körü körüne korunmaya ihtiyacı olduğunu hatırlatıyor:........

© Mir'at Haber