CİHADIN MUKATELE BOYUTUYLA İLGİLİ AYETLERİN GELMESİ MÜNAFIKLARI ORTAYA ÇIKARDI
CİHADIN MUKATELE BOYUTUYLA İLGİLİ AYETLERİN GELMESİ MÜNAFIKLARI ORTAYA ÇIKARDI
Medine’de mü’minlerin sayıca az olduğunu gören Abdullah b. Übeyy (ö: 9/631) ve arkadaşları şartların aleyhlerine dönmesinden endişe etmişler ve her iki tarafı da idare etme yoluna gitmişlerdir. Ortamı gözetleyen münafıklar, kim galip gelecek olursa onların yanlarında yer alacaklarına karar vermişlerdir. Amaç güçten ve iktidardan pay almaktır. Bunun için de güya, Allah Resulü’nün (sav) risaletini tasdik etmişler ama bunu gönülden yapmamışlardır. Bu gönülsüzlükleri münasebetiyle Hz. Peygamber’in en azılı düşmanları olmuşlardır. Herhangi bir yaptırıma uğrama endişesiyle İslâm’ın getirdiklerini tasdik eder gibi gözükmüşlerdir.[1] Mü’minlerin zaman içerisinde bir felakete düşmeyeceklerinden emin olamadıkları için[2] menfaatperest bir davranış şeklini seçip münafık olmuşlardır. Kur’an-ı Kerim onların bu hastalıklı ruh hâllerini şöyle anlatmıştır: “Kalplerinde hastalık olanların (kendi kendilerine) ‘şansımızın kötü gitmesinden korkuyoruz’ diyerek onların (kâfirlerin) işine yarayan bir tavır sergilemekte yarıştıklarını görebilirsin…”[3] Münafıkların imanda bile menfaat gözettiklerini sergileyen en belirgin ayetlerden birisi de şudur: “İnsanlardan öyleleri de var ki Allah’a imanla küfür arsında kulluk eder; öyle ki kendisine (Allah tarafından dünyevi nimet ve) bir iyilik ulaşsa, gönlü onunla huzura kavuşur fakat (fakirlik, hastalık, başarısızlık, kısırlık gibi) bir imtihanla yüz yüze gelecek olsa, hemen gerisin geriye (Hak’tan ayrılıp inkâra) dön(erek Allah’a kulluğu terk ed)er. Böyle bir insan hem dünyayı hem de ahireti kaybetmiş demektir ki işte en büyük felâket budur!”[4] İmanlarında şüphe olan bu kimseler sanki Allah Teâlâ’yı imtihan ederler. Bu dünyadaki istekleri ve arzuları karşılk bulursa ibadet ve itaat içinde olurlar. Şayet dünyevi talep ve arzuları gerçekleşmezse ibadet ve itaattan ayrılırlar. Münafıkların tek hâli vardır: Hayatları genişlik ve refah içerisinde olursa ibadet ederler. Çünkü münafıklar Allah’ı (cc) hakkıyla bilemezler. Bir sıkıntıyla karşılaşınca kalplerinin derinliklerinde bulunan küfre yeniden dönerler. Müslümanların ise iki hâlleri vardır. Sıkıntı ve darlık hâllerinde ibadet ve itaatı kesmezler; sabrederler. Genişlik ve bolluk anında ise şükrederler. Müslümanlar, Allah Teâlâ’yı gerçekten tanıdıkları için her durumda ibadete devam ederler.[5] Menfaat ve çıkarcılığı dinin kabulüne........
