menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ÂLİM KİMDİR?

55 0
04.10.2026

Çok Bilmek mi, Hakkı Bilmek mi?

Bugün bir insanın çok kitap okumasına, çok konuşmasına, çok şey bilmesine bakıp hemen “âlim” diyoruz.

Ama İslâm’ın ölçüsü bu kadar basit değildir.

Çünkü çok şey bilmek başka, hakkı bilmek ve bildiği hakka uymak başkadır.

Âlim dediğin, sadece bilgisi çok olan kişi değildir. Âlim; bildiğiyle Allah’ı daha çok tanıyan, hakikati gördüğünde ona teslim olan, bildiğini hayatına taşıyan insandır.

Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in Abdullah b. Mes‘ûd’a, “İnsanların en âlimi kimdir?” diye sorduğu; ardından da, “İnsanların en âlimi, hakkı en iyi gören kimsedir.” buyurduğu rivayet edilmiştir. (Heysemî, Mecmaʿu’z-Zevâid, I, 162.)

Demek ki mesele sadece bilmek değil, doğruyu görebilmektir.

Çünkü insan bazen çok şey bilir ama hakikati göremez.

Kitap okur, araştırır, konuşur, tartışır; fakat bütün bu bilgisine rağmen Allah’ın gösterdiği hakikate sırtını dönebilir.

İşte burada ilim ile hidayet arasındaki fark ortaya çıkar.

İLİM İNSANI ALLAH’A YAKLAŞTIRIYOR MU?

Kur’an-ı Kerîm şöyle buyuruyor:

إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ

“Allah’a karşı kulları içinde ancak âlimler derin bir saygı ve korku duyar.” (Fâtır, 35/28)

Allah, “Âlimlerin çok bilgisi vardır.” demiyor.

“Allah’tan hakkıyla korkarlar.” buyuruyor.

Yani gerçek ilmin bir meyvesi vardır: Allah korkusu, takva ve sorumluluk.

Bir insanın bilgisi arttıkça kibri artıyor, insanları küçümsüyor, dünyaya daha çok bağlanıyor, makam ve menfaat peşinde koşuyor, bildiği hâlde yanlışın yanında duruyorsa burada düşünmemiz gereken ciddi bir mesele vardır.

Çünkü ilim, insanı Allah’tan uzaklaştırmak için verilmemiştir.

İmam Mâlik’e nispet edilen güzel bir söz vardır:

“İlim, çokça rivayette bulunmak değildir. İlim bir nurdur. Allah onu dilediği kimsenin kalbine koyar.” (Tirmizî, Sünen, V, 48.)

Yani mesele, zihni bilgiyle doldurmak değildir.

Mesele, o bilginin kalbe inmesi ve hayata yansımasıdır.

Kur’an’da şöyle buyrulur:

وَلَٰكِنْ كُونُوا رَبَّانِيِّينَ بِمَا كُنْتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ وَبِمَا كُنْتُمْ تَدْرُسُونَ

“Fakat, ‘Kitabı öğrettiğiniz ve öğrendiğiniz için rabbânîler olun’ denir.” (Âl-i İmrân, 3/79)

Rabbânî âlim; sadece kitabı bilen kişi değildir.

Bildiğini yaşayan, yaşadığını güzel bir şekilde öğreten, insanlara Allah’ı hatırlatan, helali haramı bilen, doğruyu yanlıştan ayıran ve insanlara samimiyetle........

© Mir'at Haber