menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İÇİMİZDEKİ AMERİKANCI İSLAMCILAR

11 0
05.04.2026

İÇİMİZDEKİ AMERİKANCI İSLAMCILAR

İnsan, inandığı değerlerle yaşar; yönünü, kimliğini ve duruşunu bu değerler belirler. İman, yalnızca kalpte hissedilen bir duygu değil; aynı zamanda hayatın bütün alanlarını kuşatan bir bağlılık, bir teslimiyet ve bir istikamettir. Bu nedenle “İslamcılık” iddiası da sadece söylemle değil, yönelişle, tavırla ve tercihle anlam kazanır.

Bugün içinde bulunduğumuz çağda, İslam adına konuşan, İslam adına yazan ve hatta İslam adına siyaset yaptığını iddia eden bazı çevrelerin, aynı zamanda Batı merkezli güç odaklarına, özellikle de Amerika’nın politik ve kültürel hegemonyasına açık ya da örtük bir bağlılık sergilediğine şahit oluyoruz. İşte burada derin bir çelişki ortaya çıkmaktadır: Aynı kalpte hem vahyin hakikati hem de küresel tahakkümün ideolojisi barınabilir mi?

Bu sorunun cevabı, aslında iman kavramının özünde saklıdır.

Kur’an, insanı açık bir tercihe çağırır: Hak ile batıl, nur ile zulmet, Rahman’ın yolu ile şeytanın yolu… Bu yolların ortası yoktur. Bir insan ya Allah’a teslim olur ya da O’nun dışında güç odaklarını merkeze alır. Bu nedenle “hem İslamcı hem Amerikancı olmak” gibi bir ara form, hakikat açısından mümkün değildir. Çünkü bu, iki zıt istikameti aynı anda taşımaya çalışmaktır.

Amerika, sadece bir ülke değil; aynı........

© Mir'at Haber